12 Mayıs 2023 Cuma

DEĞİRMENDERE’DEN MALTA ŞELALESİ’NE DOĞRU...

YAĞMURLA VE YEŞİL DENİZİYLE ARKADAŞLIĞIMIZ
 
4 Mayıs 2023
 İbrahim Fidanoğlu
 
 Çiçekli ilkbahar nasıl yeşertirse yaprakları
 Güneş ışığıyla birden büyürler hani
 Biz de gençliğin tadını kısacık bir süre çıkarıyoruz
 Tanrılardan yana; ne iyiyi, ne kötüyü bilemeden.
 
 Gençliğin çiçeği çabuk solar
 Ömrü güneşin yeryüzünde parladığı kadar
 Ama bu mevsim geçti mi?
 Ölmek yaşamaktan daha iyi...
 
 Kolophonlu Mimnermos
 
Giriş
 
Bugün İzmir’in güneyinde kıyıdan biraz uzakta; sırtlarında Ion kenti Kolophon’un(1) yer aldığı Değirmendere köyünün civarında yürüdük. Tahtalı Barajı’na hâkim bir tepeye doğru ağır ağır yükselen topografya, güneyden kuzeye; Tahtalı baraj gölüne doğru akmakta olan İzmirliboğazı Deresi tarafından aşındırılmış bir vadinin iki yakasında şekillenmişti. Yer yer küçük çavlanlarla coşan derenin suyuyla beslenen tabiat, yeni hayatı kutsayan bir filizi yeşil renge bürünmüş gibiydi sanki. Yükseldikçe Tahtalı baraj gölü aşağılarda kaldı; hatta görünmez oldu zengin bitki örtüsünün içinde. Ta ki; dönüş yolunda kızılçamların ardından yeniden karşımıza çıkıncaya kadar… Sabah güneşinden sisli ve yağmurlu öğleden sonrasına dek uzanan günün her anı güzeldi doğrusu; buna ıslanmak da dâhildi. Eşlikçilerimiz ise, suyun ve yağmurun sesleriyle bir de kuşların bitmeyen şakımalarıydı. Haydi, o zaman yürüyelim.
 
Malta Şelalesi'nin üst düzleminden Tahtalı baraj gölüne bakış
(Mayıs 2023)

Malta Şelalesi
(Mayıs 2023)

Değirmendere; bir evin avlu duvarından sokağa doğru sarkan güllerin güzelliği
(Mayıs 2023)
 
Değirmendere’de sabah
 
Sabah 9 gibi çıktık Bornova’dan yola… Sabahın insanı canından bezdiren trafiği, durmaksızın şehrin kalbine doğru akmaktaydı. Korna sesleri, sağdan sola, soldan sağa; sinyal vermeksizin türlü sürücü atraksiyonlarına karışıp gidiyordu ana arterlerde… Aydın otoyolu bile tıkanmıştı; Işıkkent kavşağında her zamanki saygısız ve hadsiz sürücüler, kendi şeritleri dışında iki şeridi daha işgal etmişlerdi. Karabağlar ve Aydın yönüne gidecek araçlar için ise, kala kala tek bir şerit kalmıştı. Sabırla devam ettik. Gişeleri geçince ancak rahatladı yol. Gaziemir sapağından İzmir-Torbalı karayoluna geriye döndük; oradan da Menderes’e ulaşan ve üzerinde İsabey Bağları’nın da bulunduğu sapaktan tali yola girdik. Bir süre Tahtalı Barajı’na paralel olarak seyrettiğimiz karayolunda Değirmendere-Kolophon-4 km. levhasından sağa doğru saptık. Bir kaç kilometre sonra saat 10 gibi Değirmendere’nin merkezine ulaşmıştık.
 
Değirmendere köyünde sabah keyfi; sıcacık çaylar eşliğinde...
(Mayıs 2023)
 
Değirmendere Parkı; sabah vakti...
(Mayıs 2023)
 
"İstikbal Göklerdedir"; Değirmendere Parkı'nda bir duvar resmi...
(MYC; Mayıs 2023)
 
Yakın geçmişte belediyelik binası olarak kullanılan caminin hemen yanındaki beyaz badanalı ve iki katlı binanın alt katında köyün kahvehanelerinden biri yer alıyor. Diğer mekânlar ise, anlaşıldığı kadarıyla şimdilerde Menderes Belediyesi’nin köydeki irtibat ve idari binası olarak kullanılıyor. Binanın parka bakan ön cephesinde 2020 yılında yapılmış kalpaklı ve oldukça güzel bir Atatürk portesi ile dalgalanan formatta bir Türk bayrağı resmi yer alıyor. Binanın cami tarafında; bize göre sağ yanındaki duvarda ise, Atatürk’ün “İstikbal Göklerdedir” sözü ve hemen onun altında ise Cumhuriyetin ilk dönemlerinden kalma bir uçak resmi bulunuyor.
 
Değirmendere Parkı, Kurtuluş Abidesi; ön yüz...
 (Mayıs 2023)

Değirmendere Parkı, Kurtuluş Abidesi; sağ yan yüz...
(Mayıs 2023)
 
Değirmendere Parkı, Kurtuluş Abidesi; sağ yan ve arka yüz...
(Mayıs 2023)
 
Ortasında altıgen formlu büyük bir havuzun önünde ise, geleneksel olarak birçok Ege kasabasında rastlayabileceğimiz ve 1930 ile 1940’lı yıllar arasında bir kampanya şeklinde yapılmış, Kurtuluş Savaşı’na ve kurtarıcılarına saygı dolu göndermeler içeren anıt ve kitabelerden biri bulunuyor. Üç basamaklı bir mermer düzlem ve ona ilave olarak iki kademeli bir mermer kaidenin üzerinde yükselen dikilitaşın en üstünde ise, Atatürk’ün bir büstü yer alıyor. Dikilitaşın ön yüzüne “Bizim için canını veren Memetçiğe; 1935” ifadesi, yan yüzüne ise; Değirmendere’nin Yunan işgaline uğradığı güne işaret eden “Kara Gün; 27.5.1919” tarihi, arka yüzüne ise dikilitaşın dikildiği tarihin belirtildiği “Ne Mutlu Türküm Deyene; 31.8.1935” ifadeleri kazınmış. Belli ki Harf Devrimi’nin henüz tam olarak oturmadığı zamanlardan kalma bir yazı olduğu için; mermerdeki sözcük “diyene” yerine “deyene” şeklinde yazılmış olmalı. Mermer kaidenin üst bölümünde ise, ön yüzünde; “Başında nöbetçiyiz”; yan ve arka yüzlerinde ise; “Onlar İnandılar; Döğüştüler, Öldüler” ifadesi bulunuyor.
 
Güneşli bir Değirmendere sabahında tazecik çaylarımızı yudumlayarak başlıyoruz güne. Sabahın serinliğinde; yaşlı servilerin ve kızılçamların altında…
 
Yürüyüşün başındayız.
(Mayıs 2023)
 
Koca kapılı kerpiç ev; köyün çıkışında rastladık ona.
(Mayıs 2023)

Kerpiç kompleks; genel olarak...
(Mayıs 2023)

Değirmendereli olmak; nasıl bir sorumluluk ister?
 
Saat 10.30 gibi Değirmendere’nin Tahtalı Barajı ve batı yönündeki çıkışına doğru; yer yer hala varlığını sürdüren en azından yüz yıllık kerpiç evlerin de bulunduğu bir sokağını takip ederek yürümeye başladık. Köyün içindeki sokakların hemen hepsi, belki kanalizasyon amaçlı kazılmış, daha sonra kapatılmış, ama epeydir bu şekilde beklemekteydi. En kısa sürede İzmir Büyük Şehir Belediyesi’nin bu işe el atması temennisi ile köyün son evlerine doğru yürüdük.
 
Köyün çıkışında bir evin avlusundaki akasyalar çiçekteydi.
(Mayıs 2023)
 
Sonra bunlara rastladık, kızılçamların altında; koltuk takımları koca koca...  
(Mayıs 2023)
 
Sonra bunlara, seç seç beğen al; lastikler, plastikler, inşaat molozları, klozetler falan filan...
(Mayıs 2023)
 
Daha sıkıntılı manzaralarla ise, köyün çıkışına yakın bir konumda ve yoğun kızılçam örtüsünün başladığı yerlerde karşılaştık. Neler yoktu ki; eski püskü koltuk takımları, yoğun inşaat molozları, hemen Tahtalı baraj gölünün kıyısından başlayarak kızılçam ormanına doğru genişleyen bir alana yayılmış olan seraların dönemsel atıkları; ipler, kutular, her türlü pislik güzelim doğanın bağrına saplanmış birer hançer gibi orada durmaktaydılar.
 
Kızılçamların hemen dibindeydi; çevredeki seraların her türlü atığı.
(Mayıs 2023)
 
"Büyük" insanlığın yaptıkları; sera atıkları; sezonluk pislikler...
(Mayıs 2023)
 
Kızılçamlar altında; doğaya karşı sessiz işkence...
(Mayıs 2023)
  
Büyük insanlığın marifetleriyle doluydu çevremiz. Oysaki doğa bu bölgede ne kadar vericiydi; zamanımızdan yaklaşık 2500 yıl önce Herodotos’un deyimi ile Ionların şehirlerini (özelinde Mimnermos’un ve Ksenophanes’in şehri Kolophon)“ bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurdukları” bu topraklarda yaşayan şimdiki nesillerin bu güzelim coğrafyayı gerçekten hak edip etmedikleri konusunda büyük tereddüt içindeyiz. Yazık değil mi; bu kadar verici doğaya ve Kolophonluların hatırasına yazık değil mi?
 
Kolophon Kutsal Alanı
(Aralık 2012)

Kolophon Kutsal Alanı
(Aralık 2012)
 
Kolophon'dan Değirmendere'ye bakış; eski bir hatıra...
(Aralık 2012)
 
Yıllarca Urla’da; Klazomenai kazılarının başkanlığını yürüten ve bir anlamda Klazomenai ile bütünleşen değerli arkeolog; rahmetli hocamız Prof Dr. Güven Bakır, 2003 yılında bu güzelim topraklardaki Ionia uygarlığı üzerine şunları söylemiş;
 
Herodotos'un iklim açısından övgü ile bahsettiği bu uygun toprak parçası, Ionia’nın fiziki coğrafyası, Kimmer, Lyd ve Pers istilaları ile birlikte bu topraklardaki Sparta ve Atina’nın hegemonya kurma girişimlerini vurgulayan Ionia tarihi, Ionia düşüncesi, Ion edebiyatı, Ionia’da tanrılar dünyası, ölü gömme gelenekleri, Ion sanatı, Ionların bir yandan ekmek paralarını kazanmak, diğer bir yandan da tehlike karşısında ikinci bir yurt kurmak amacıyla yaptıkları deniz aşırı serüvenleri, bu serüvenlerin doğal sonucu olarak ortaya çıkan karşılıklı etkileşimleri ve Ion kentlerinin ortak sorunlarını birlikte çözmek için kurmuş oldukları, bugünkü Avrupa Birliği’nin atası olan Panionion Meclisi gibi unsurlarla birlikte ele alındığında, Ionia’yı kavramak mümkün olabilmektedir.
 
Kolophon tanıtım levhası; 11 yıl önce...
(Aralık 2012)
 
Kolophon yerleşim planı
 
(Aralık 2012)

Kolophon Kutsal Alanı'nda Hellenistik duvarlar
(Aralık 2012)
 
Ion uygarlığını oluşturan bu unsurların arkasında inançlı ancak laik, akılcı, isonomia (eşit paylaşma) ilkesini benimsemiş, girişimci, kader kavramını tanımayan, meraklı ancak merakta ölçüyü kaçırmayan, her durumda çözüm arayan, doğanın kanunlarını belirlemeye çalışan, bunları günlük yaşama uygulayan bir insan tipi belirginleşmektedir.” (Güven Bakır; Klazomenai Kazıları; 2003)
 
Kolophon; hamam
(Aralık 2012)
 
Kolophon'da duvar örnekleri
(Aralık 2012)
 
Kıyıdaki Kolophon; Notion'da Athena Tapınağı düzlemi
(Aralık 2012)
 
Notion; Athena Tapınağı
(Aralık 2012)
 
Notion Tiyatrosu; Hellenistik Dönem...
(Aralık 2012)
 
Bizler; bugün bu toprağın sahipleri olan topluluklar olarak ne zaman ki böyle bir tarih bilincine sahip olacağız; ancak o zaman bu toprakları hak edeceğiz. Demek istediğimiz bu; sadece toprağı zapt etmek, ne yazık ki gerçek sahipliği açısından o toprağa kök salmak anlamında yeterli olmuyor; bugün yaşadıklarımızı dikkate aldığımızda…
 
Tahtalı Barajı kıyısında Değirmendere seraları
(Mayıs 2023)
 
Tahtalı Barajı'na doğru 20.yy.ın başından kaldığını düşündüğümüz iki katlı bir çiftlik yapısı
(Mayıs 2023)

 
Değirmendere’den Malta Şelalesi’ne doğru…
 
Değirmendere ve çevresi, tanrının övüp yarattığı özel bir coğrafya gerçekten… İrili ufaklı bir sürü dere, Değirmendere’nin yakın çevresinde konumlanmış tepeler arasındaki vadilerden Tahtalı baraj gölüne doğru akarken, doğaya bir anlamda can suyu oluyor. Etraf o kadar yeşil ki; anlatılmaz. Zaten bugün özellikle öğle saatlerinden itibaren başlayan yağmurun da etkisiyle, kendimizi zaman zaman Karadeniz yaylalarında yürüyor sandık. Tahtalı barajının da neden bu bölgeye yapıldığını, insan bu coğrafyada dolaşırken daha iyi anlıyor.
 
Melengiçler meyvaya durmuş bile.
(Mayıs 2023)

Yürüyoruz; her yanımız yemyeşil...
(Mayıs 2023)

Değirmendere köyünün mezarlığı
(MYC; Mayıs 2023)

Köyden çıkarken, neredeyse yüzyıllık kerpiç duvarlı avlulara açılan, koca kapılı kerpiç evlerin yanından geçtik. Belki şehrin boğucu etkisinden uzaklaşmak için, nefes almak amacıyla oralardan çıkıp gelmiş şehir kaçkınlarının yaptırdığı evlere rastladık yürürken. Baraj gölüne doğru arazilerin büyük bir bölümü çok sayıda serayla kaplıydı. Ormanlık alanda gördüğümüz her türlü atığın bir bölümü de bu seralara aitti besbelli.
 
Sırım gibi yükseliyordu kızılçamlar; ardı ardına...
(Mayıs 2023)
 
Gezginler, yeşilin peşinde...
(Mayıs 2023)
 
Tel örgülerinin ardındaki dünya; bir çiftlik evi...
(MYC; Mayıs 2023)
 
Son evleri ve birkaç çiftliği arkamızda bırakarak hafif hafif yükselmeye başladık. Ayı fındıkları (sytrax sp.) çiçekteydi. Aşağı doğru sarkan halleriyle, mahzun ve boynu büküktüler sanki ama bu onlara has bir özellikti. Sağımızda yükselen tepelerin yamaçları tamamen kızılçamlarla kaplıydı. Aşağılarda geçişe bile imkân bırakamayan sık makilik örtüsü; sırtlara doğru kızılçamlar; dere yataklarında ise çınarlar hâkim bitki örtüsünü oluşturmaktaydı. Melengiçler, üzerinde bembeyaz çiçekleri ve hafif ama baş döndürücü kokularıyla akasyalar, filizi yeşil-açık kahverengi körpe yapraklarıyla yeniden hayat bulmuş pırnar meşeleri, yol kıyısında dere yataklarına doğru eğilmiş ayı fındıkları daha neler neler…
 
Yeşil denizine doğru; Dağa Kaçtım gezginleri Malta Şelalesi yolunda...
(Mayıs 2023)
 
Ayı fındıkları
(Mayıs 2023)
 
Ayı fındığının çiçekleri; yakından...
(Mayıs 2023)
 
Tahtalı yönünde yürüyoruz.
(Mayıs 2023)
  
Uzun süre Tahtalı baraj gölüne doğru yürüdük; molozları, koltuk takımlarını ve her türlü pisliği geride bıraktıktan sonra, ağır ağır İzmirliboğazı’na doğru yükselmeye başladık. Baraj gölü ve seralar artık oldukça aşağılarda kalmıştı. Şimdi yönümüz batıya doğru idi. Saat 11.30 civarında yağmur başladı. Sağanak yağıştan aptal ıslatana kadar; farklı kıvamlarda aralıklarla devam eden yağmur, öğleden sonra yaklaşık olarak 15.30’a kadar etkisini sürdürdü. Yağmurla birlikte İzmirliboğazı’nı ve kızılçamlarla kaplı 701 metre rakımlı Kaplanyatağı Tepesi’ni yer yer yoğun bir sis tabakası kapladı. Sabah güneşli bir havada başlamıştık güne; yürüdükçe hava bulutlandı; yağmur başladı ve dağ geçitlerini sis bastı; ne gündü ama?
 
Malta Şelalesi yolunda kahverengi ve yeşil; renklerin kardeşliği
(Mayıs 2023)

Yol üstünde rastladık onlara; öbekler halinde mor beğendiler (iberis attica)
(Mayıs 2023)

Tıbbi bitki olarak da kullanılan adem elması
(Mayıs 2023)

Pembe renkli çiçekleriyle bayır gülleri ya da Girit ladenleri
(Mayıs 2023)

Gök mavi, yer yeşil; Değirmendere'den Malta Şelalesi'ne doğru yürüyoruz.
(Mayıs 2023)
 
Sapsarı katırtırnakları
(Mayıs 2023)

Sık makiliklerle kaplı vadinin dibinden akmakta olan İzmirliboğazı deresini yükseldikçe daha çok fark ettik. Suyun beslediği çınar ağaçları dere yatağının her iki yanından fışkırırcasına yükseliyordu. Vadi tabanından Tahtalı baraj gölüne doğru akmakta olan İzmirliboğazı deresi, yer yer iri kayaların üzerinden altındaki büvetlere doğru küçük çavlanlar yaparak dökülmekteydi.
 
Yağmur başladı.
(Mayıs 2023)
 
İzmirliboğazı'nı sis bastı.
(Mayıs 2023)

Yolda rastladığımız bir bahçe ve havuzu
(Mayıs 2023)

İzmirli Boğazı deresini gördüğümüz an...
(Mayıs 2023)

Yağmurda; İzmirliboğazı'nda...
(Mayıs 2023)
 
Boğazın yukarılarına doğru yürürken, türlü renkte çiçeklerle karşılaştık; içlerinde kimler yoktu ki; sapsarı çiçekleri ve kamçı gibi saplarıyla katırtırnakları, morbaşlar (muscari comosum), hemen yol üstünde bitmiş öbekler halinde mor beğendiler ya da kaya güzelleri (iberis attica), kıyılarda ve kaya diplerinde aşağı doğru sarkmış halde sapsarı ölmez otu ya da balkaymak otları (hellyhirsium), Kolophon orkideleri; lila renkli saç uzatan orkidesi (limodorum sp.) ve bembeyaz çiçekleriyle maymun orkideleri (cephalenthara sp.), koloniler halinde açık sarı renkli çiçekleriyle kuş ayakları (lotus sp.), koyu pembe renkli çiçekleriyle göz alıcı glayörler, sanki bir şemsiye gibi merkezden çevreye doğru saçılmış hissini veren; türlerine göre şeytan ayağı ya da çatal tavşan gibi isimlerle adlandırılan bupleurum sp. ailesinin örnekleri, açık mor renkli çiçekleriyle uçurum kıyılarından vadilere doğru baş veren ada çayı (salvia’lar) kolonileri ve daha neler?
 
Gelincikler
(Mayıs 2023)

Morbaşlar (muscari comosum)
(Mayıs 2023)

Şeytan ayağı (bupleurum sp.)
(Mayıs 2023)

İzmirliboğazı deresinin üzerindeki ilk beton köprü
(Mayıs 2023)
 
İzmirliboğazı vadisinde...
(Mayıs 2023)
 
Maymun orkidesi; İzmirliboğazı'nda (
cephalenthara sp.)
(Mayıs 2023)
 
İzmirliboğazı'ndayız; önümüzde sis...
(Mayıs 2023)
 
Malta Şelalesi’ne kadar İzmirliboğazı deresini iki kez beton köprülerle aştık. Bu esnada neredeyse vadi tabanında seyretmekteydik. Çınarlar arasından son yağmurlarla beslenen dere, aşağılara doğru usul usul akmaktaydı. Karatavuklar, ispinozlar ve isketelerin çığırışları birbirine karışmıştı; bir de suyun ve yağmurluklarımızda tıkırdayan yağmurun sesi.
 
İzmirliboğazı'nda sandal ağaçları
(Mayıs 2023)
 
İzmirliboğazı deresinde küçük çavlanlarla karşılaştık.
 (Mayıs 2023)
 
Malta Şelalesi; aslında küçük bir çavlan ve büvetten ibaret...
(Mayıs 2023)
 
Malta Şelalesi; her zaman bir konfor alanı...
(Mayıs 2023)
 
Değirmendere’den yaklaşık olarak 6,5 km kadar uzakta ve solumuzda akmakta olan İzmirliboğazı deresinin yatağına doğru yönelen daracık bir patikadan inerek ulaştık Malta Şelalesi’ne. Kayalar arasına sıkışmış su, aşağıda oluşturduğu bir oyuntunun içindeki büvete doğru küçük bir çağlayan şeklinde akmaktaydı. Suyun döküldüğü büvet, yüzülebilecek derinlikte ve büyüklükteydi. Tam karşımızdaki geniş gövdeli çınar ağacı, karşıya geçmemizi sağlayan suyun içindeki iri taş parçaları, büvetin ortasında karşıdan karşıya gerilmiş bir ipte sallanan Türk bayrağı, çevreye dağılmış iri kayalar arasında piknik yapmaya uygun küçük konfor alanları dikkatimizi çeken ayrıntılardı. Her şeyden önemlisi çevre, özellikle hafta sonları yürüyüş grupları tarafından sıkça ziyaret edilen bir yer olmasına rağmen, birkaç içecek kutusu ve naylon torba dışında fazla kirli sayılmazdı. Bizim şansımız ise, buraya hafta arası ulaşmış olmamızdı; büyük olasılıkla hafta sonları, şelale çevresinde herhalde oturacak yer bulmak bile mümkün olamazdı.
 
Malta Şelalesi; panoramik görünümü
(Mayıs 2023)
 
Malta Şelalesi; çınarların ardından...
(Mayıs 2023)
 
Karşımızda çınarların muhteşemi; Malta Şelalesi'ndeyiz.
(Mayıs 2023)
 
Şelaleye ulaştığımızda saat 12.30 civarı idi. Bir kesilip, sonra yeniden başlayan yağmur baskısı nedeniyle yarım saatlik bir molada yanımızda getirdiğimiz yiyeceklerimizi sıcak çayların eşliğinde hızlıca yedik. Çınarlar altında şelalenin ve kuşların sesinden başka ortalıkta ses seda yoktu. Tepeden tırnağa huzur, tepeden tırnağa sükûnet; şehirden ve dertlerden uzakta, doğanın kucağında sadece biz vardık; bir de gördüğümüz göremediğimiz binlerce canlı…
 
Malta Şelalesi'nden biraz ileride bir küçük çavlan daha...
(Mayıs 2023)
 
Akıyordu İzmirliboğazı deresi; şırıl şırıl...
(Mayıs 2023)
 
İzmirliboğazı deresi ve çınarlar
(Mayıs 2023)
 
Yemek molası sonrası şelaleden ayrıldık. Bir süre boğazı takip ederek yürüdükten sonra, dere yatağının üst düzleminden yukarı doğru tırmanan bir sapaktan; yeniden Değirmendere yönüne döndük. Bu, İzmirliboğazı’nı terk ederek dönüşe başladığımız anlamına gelmekteydi.
 
İzmirliboğazı deresi, usul usul Tahtalı barajına doğru akıyor. Biz de bir başka beton köprüyü kullanarak üzerinden geçiyoruz.
 (Mayıs 2023)

İzmirliboğazı deresini bir daha aşarken...
(Mayıs 2023)
 
İzmirliboğazı deresi, bugünkü yağmurdan da oldukça beslendi. 
(Mayıs 2023)
 
Burası Değirmendere'ye dönüp dere yatağından ayrıldığımız nokta...
 (MYC; Mayıs 2023)
 
Dönüş yolunda yürüdüğümüz orman yolundan sanki ilk kez biz geçiyor gibiydik. Hiçbir iz, nebat üzerinde hiçbir ezilmişlik yoktu daha. Fırsat bu fırsat diye her türlü ot fırça gibi bitmişti topraktan. Basmaya kıyamıyordu insan üzerlerine. Adaçayları, eflatun rengi çan çiçekleri, sarı renkli ölmez otları, sarı kantaronlar ve Kolophon orkideleri ile bu yolda karşılaştık. Yağmur, hala aralıklarla sürmekteydi. Vadinin aşağılarından yükselen su buharı, İzmirliboğazı’nın iki yanındaki dik yamaçlara doğru yavaş yavaş tırmanıyordu. Bütün ümidimiz, bir ara sisin Tahtalı Barajı’nın fotoğrafını yukarıdan çekebilmek için izin vermesi yönündeydi. Öyle de oldu sonunda. Yağmur, 15.30 gibi kesildi ve bir süre sonra vadinin ve ötesindeki düzlüklerin üzerinde bulunan sis tabakası dağıldı ve kızılçamların ardından Tahtalı baraj gölü, bütün güzelliğiyle ortaya çıkıverdi birden.
 
Dönüş yolunda ormanda yürürken; üzerine hiç basılmamış topraklardayız sanki.
(Mayıs 2023)
 
Maymun orkidesi (
cephalenthara sp.)
(Mayıs 2023)

Saç uzatan orkidesi (limodorum sp.)
(Mayıs 2023)
 
Kuş ayağı
(lotus sp.)
(Mayıs 2023)
  
Ölmez otu ya da balkaymak otları (hellyhirsium)
(Mayıs 2023)

Adaçayı kolonileri (salvia'lar)
(Mayıs 2023)

Yağmur çiseliyordu; üzerine basılmamış toprakların ve nebatın üzerine...
(Mayıs 2023)

Yağmurda; Değirmendere'ye doğru...
(Mayıs 2023)
 
Dere yatağının üstünden sürdürdüğümüz dönüş yolculuğumuz yolun bitmesiyle birlikte makilik örtüsüyle kaplı bir sırttan zorlu bir inişe dönüştü. Sanırım yolu karıştırmıştık. Ama ne gam; pırnar meşeleri, kesmik çalıları arasından zaman zaman boğuşarak da olsa, kısa sürede şelaleye giderken kullandığımız toprak yola ulaşmıştık bile.
 
Sığır kuyrukları henüz açmamıştı.
(Mayıs 2023)

Adaçayı çiçekleri; yakından
(Mayıs 2023)

Glayörler; üzerinde yağmur damlaları....
(Mayıs 2023)

Bu daha güzeldi sanki; glayör...
(Mayıs 2023)

Sisler dağılırken birden ortaya çıkıverdi Tahtalı baraj gölü...
(Mayıs 2023)

Kızılçamların ardında; Tahtalı baraj gölü...
(Mayıs 2023)

Önümüzde Tahtalı baraj gölü...
(Mayıs 2023)

Köye ulaştığımızda saat 16 civarındaydı. Bu kez köyün yukarısındaki sokaklarının birinden yürüyerek ulaştık merkezine. Birkaç kerpiç ev de bu sokakta vardı; ama Kolophon’un akropolisinin bulunduğu ve definecilerce on yıllardır talan edilen sırta doğru çıkan kilit taşı döşeli sokağın köşesinde günün sürprizlerinden biri bekliyordu bizi; yemyeşil çınarların arkasına saklanmış; üst kattaki kemerli pencereleriyle dikkat çeken, gri renkli briket tuğlalarla cephesi kaplı iki katlı eski bir ev; belki de bir konaktı bu. 20.yy.ın başından kaldığını düşündüğümüz bu gösterişli yapının kim bilir nasıl bir hikâyesi vardı; içindeki yaşayanlarla beraber? Şimdi bütün yaşanmışlıklar sanki yok olup gitmiş gibi metruk bir binaya dönüşmüştü bu gösterişli ev.
 
Değirmendere'ye yaklaşırken bu arkadaşlarla karşılaştık.
(Mayıs 2023)

Çalıların altına sinmişti; ama bağlıydı. Yağmurdan sonra...
(Mayıs 2023)

Köye daha yukarıdan girdik. Başka kerpiç evlerle karşılaştık girişte.
(Mayıs 2023)

Kerpiç ev; mimarisi hakkında fikir veriyor.
(Mayıs 2023)

Çınarların arkasına saklanmıştı; günün sürprizlerinden biri...
(Mayıs 2023)

İkinci katı gri renkli briket tuğlalarla kaplı eski ev; Kolophon yolunda...
(Mayıs 2023)

Köyün meydanına doğru inerken bir evin duvarının üzerinde gördük onu; yeni resmetmişlerdi sanki sakallı bilge Kolophonlu Ksenophanes’i…
 
Bir zamanlar Ksenophanes de demişti ki resmedilen tanrılar hakkında;
 
“B14-Fakat ölümlüler tanrıların da doğmuş olduklarını zannediyorlar ve kendileri gibi kıyafetleri, sesleri ve biçimleri olduklarını…
...
B15-Şayet öküzlerin ve atların elleri olsaydı ve insanlar gibi çizip sanat eserleri üretebilselerdi, atlar tanrılarını at şeklinde, öküzler de öküz gibi çizer, kendi şekillerini tanrılarına verirlerdi.” (Ksenophanes; Fragmanlar)(3)
 
Köyün meydanına doğru inen bir sokakta bir duvara resmetmişlerdi onu; Bir duvara Kolophonlu Ksenophanes...
(Mayıs 2023)
  
Kolophonlu Ksenophanes'in yakınlarındaki bir bahçenin avlu duvarının ardında rastladık ona; meyveye durmuş bir dut ağacı. Hiç durmaksızın hayat yeniler kendini.
(Mayıs 2023)
  
Antik Yunan’da bir anlamda soyut tek tanrı düşüncesini dile getiren; İlkçağ’da Yunan tanrılarının kurgusunu oluşturan Homeros ile Hesiodos’a kafa tutan ilginç bir adammış Kolophonlu Ksenophanes… Demek ki Ionia’nın bu benzersiz topraklarından o da beslendi; Değirmendere’de hayat buldu; Pers işgali sonrasında Pisagor gibi o da İtalya’da tamamladı ömrünü. Hayat belli olmaz; kimleri nerelere savurur?
 
Bir Değirmendere sabahında açmıştık günü Değirmendere Parkı’nda; yine orada soluklandık, içtiğimiz keyif çaylarıyla attık yorgunluğumuzu. Velhasıl yine burada sonlardık günü; akşam trafikleri, korna sesleri, şehir cebelleşmeleri bizi bekler. Haydi bre; bekletmeyelim İzmir’i…
 
Dipnotlar:
1.       11 yıl önceki yürüyüş notlarımızda yer alan Kolophon için bkz. https://dagakactim.blogspot.com/2012/
2.  “Panionion’da (Bugünkü Kuşadası-Güzelçamlı’da-İF) toplanan Ionlar, kentlerini bizim yeryüzünde bildiğimiz en güzel gökyüzü altında ve en güzel iklimde kurmuşlardır. Ne daha kuzeydeki bölgeler, ne de daha güneyde kalanlar Ionia ile bir tutulamaz; hatta ne doğusu, ne de batısı; kimisi soğuk ve ıslak, kimisi sıcak ve kurak olur.”Herodotos, Tarih; Türkiye İş Bankası Yayınları, 3.Baskı, Mayıs-2006; I142; sayfa:79
3.  Nurdane Şimşek; Ksenophanes’in Tanrı Anlayışı; Felsefe Arkivi; 43.Sayı, 2015/II, 65-81; bkz. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/697168
4.      Fotoğraflar, belirtilenler dışında gezi sırasında İ. Fidanoğlu tarafından çekilmiştir. Nebat isimleri konusunda katkısı nedeniyle Hasan Doğan'a teşekkür ederiz.
 
Yazan: İbrahim Fidanoğlu
Düzenleyen: MYC 

2 yorum:

  1. Ne güzel ülkemiz var diyerek tatlı tatlı yazıyı okurken, çöplerin olduğu fotoğrafa rastlamak... Sinir bozucu. Bu kafa ne zaman değişecek diye düşünmeden edemiyorum.
    Kaleminize sağlık. Keyifli geziler diliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Blogunuz çok güzel.. Sizi kendi sayfama da beklerim https://kontaklens.com.tr/ :) İyi günler dilerimm..

    YanıtlaSil