8 Nisan 2026
İbrahim Fidanoğlu
Çitlembik mi Menengiç
mi?
Yıllarca Ege’nin dağlarında
dolaştık durduk. Kış yaz ovada dağda hep o karşıladı bizi. Mevsimine göre bazen
çırılçıplak; arkasından gelen ışığa yaslanmış gibi duran, ama gövdesinden
dallara doğru ilerleyen her ayrıntının seçilebildiği bir siluet şeklinde; bazen
de yeni hayata merhaba derken baharın coşkusuna kapılıp her yeni filizde hayat
bularak kahverenginden yeşile ve en son sonbaharda koyu bir kızıllığa bürünerek
ilerleyen derin bir bilgelik içinde; usul usul ama her zaman bitip tükenmeyen
bir enerjiyle hayatın içinde; menengicin serüvenine hep tanıklık ettik dağlarda
ve ovalarda. Kimi henüz taze fidanlar gibiydi; düşüp toprağa hayat bulan,
kimisi ise yüzyılları aşan bir dirençle tutunuyordu toprağa. Büyüdükçe ve
geliştikçe çatır çatır çatlayarak oluşan gövdenin hırçın dokusu size belki
yaşadıklarını fısıldar. O bir bilge menengiç ağacıdır. Menengiç ağacının
baharın başlangıcında kendini gösteren taze filizlerini ağzınızda
çiğnediğinizde hoş bir tat bırakır; hele ki üstüne bir bardak su içerseniz bu
tat sanki içtiğiniz suya bir şerbet lezzeti katar. Bu sihirli bir tat gibidir;
bir anda dönüşür ve uzun süre ağzınızda kalır bu lezzet.
Dikili yakınlarında Aterneus yerleşiminin akropolünden eski bir hatıra; bir menengicin çevresinden ilerleyen Dağa Kaçtım gezginleri...
(MYC; Kasım 2016)
Bağarası ile Yeni Foça arasında Kapukaya'nın altındaki vadide rastladığımız anıtsal menengiç ağacı; kayanın içinden hayat bulmuş gibi...
(Nisan 2020)
(Nisan 2026)
Anadolu’nun neredeyse her yerinde rastlarız menengice. Bilhassa Güneydoğu
ve Doğu Anadolu’da yaz sonuna doğru eren meyvelerinden yapılan kahvesi oldukça
yaygındır. Buralarda bu ağacın ismi hep menengiçtir. Ama Ege’de ve
Akdeniz Bölgesi’nde menengice yaygın olarak çitlembik de derler. Mesela
rahmetli annem; her baharda menengiçler taze filizleriyle sürgündeyken, mutlaka
o eski zamanlarda beni Aliağa Pazarı’na göndererek köylü pazarından çitlembik
demeti almamı isterdi. Bizim evde salatası yapılırdı çitlembiğin. Oysa ki o
aslında menengiçmiş. Ama benim için o hala çitlembik…
(A.Çini; Şubat 2012)
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
Ama sonraki yıllarda dağlarda dolaşırken aslında çitlembiğin karaağaçla
akraba olan ve bazı yörelerde (örneğin Tire’de) çıtlık ismiyle
bilinen ve çoğunlukla tarlaların kenarına çit bitkisi olarak dikilen bir ağaç
olduğunu öğrendik. (1) 60 ila 70 civarında türü bulunan çitlembiğin Türkiye’de
en bilinen türü celtis australis olarak adlandırılıyor. Menengiç
ise, Latince ismiyle söylersek; pistacia terebinthus olarak ayrışıyor ve
bu yazının konusu ağırlıklı olarak menengiç…
(Ahmet Tamer Arşivi)
(Ahmet Tamer Arşivi)
(internet ortamı)
Menengiç hakkında…
Menengiç, bizim Batı Anadolu’da havaların ısınmasına paralel olarak Mart sonu,
Nisan başı gibi ilk taze sürgünlerini verir. İlk önce çiçeklenir püskül püskül;
daha sonra oralardan bu sürgünler baş verir usulca. Çoğunlukla tazeliğin filizi
yeşili, giderek koyulaşır hatta yer yer hafiften kızıla doğru döner. Yaz
sonlarında meyveleri yeşilken yavaş yavaş bordo-kırmızı arası bir renk alır.
Olgunlaşıp sertleştiği son evresinde ise, çitlembik meyvesi giderek siyaha
çalan koyu yeşil bir renge bürünür. Sert çekirdeği ile birlikte yemesi oldukça
zordur; dişinizi kırabilirsiniz.
Foça Bağarası-Yeni Foça arasında; Kapukaya altında bir vadideyiz.
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
Çocukluk yıllarında İzmir’in Hatay semtinde otururken bir kış günüydü;
annem, bizim evin çaprazında bulunan ve tek katlı bahçeli bir evde oturan
Memduha Teyzelerin evine götürmüştü beni de. Herhalde ilkokula yeni başlamış
olmalıydım. Hava soğuktu, evde bir kömür sobası yanıyordu. Misafirliğin ilerleyen
zamanlarında Mehduha Teyze, küçük siyah yuvarlak taneciklerle dolu bir tabak
koydu ortaya. “Çitlembik yiyelim bari bu kış günü” dedi. Annem çitlembiğin
meyvelerinin çok sert olduğunu ve dikkatli yemem gerektiğini söyledi. Ben
çekindim yemeye; Memduha Teyze ise daha ilk çitlembikte tak diye bir sesle
kırdı takma dişini. İlk çitlembiğin bendeki hatırası Mehduha Teyze’nin kırılan
dişidir. O gün bugündür; çitlembiğin meyvesini asla yemem. Benim ilgi alanım, her
zaman tazecik ilk sürgünleridir "çitlembiğin".
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
(Nisan 2020)
Güneydoğu seyahatlerinde menengiç kahvesi ile tanıştık sonraları;
Diyarbakır’da, Elazığ’da, Mardin’de ve Gaziantep’te. Koyu yeşilden siyaha doğru
renk almış meyveleri önce kavrulup kahve çekirdekleri gibi öğütülüyor. Daha
sonra sütle birlikte pişirilen menengiç kahvesi, fincanda Türk kahvesi
gibi servis ediliyor. İçimi oldukça hafif ve yaprağından çiğ meyvesine dek o
kendine has tadı olduğu gibi kahvesine de yansımış. Sakız ağaçları ve Antep
fıstığı ile de akraba olan menengiç ağacına birçok yörede ekonomik değeri göz
önünde bulundurularak Antep fıstığı aşılanıyor. Bu uygulamayı bölgemizde Yunt
Dağı’nda ve Karaburun Yarımadası’nda görmek mümkün.
(MYC; Kasım 2016)
(MYC; Kasım 2016)
Halk arasında küçük geyik otu ya da boncuk otu olarak anılan maydanozgillerden "tordylium apulum"; Foça kırsalında memengiçin peşinde...
(Nisan 2026)
"Çitlembiğin" peşinde...
Bu yıl yağmurlar boldu. Toprak suya açtı yıllardır. Kuraklıkla mücadele
çiftçinin en büyük meselesi haline gelmişti Ege’de. Yıllar sonra Gediz Nehri,
yatağından taşarak ovaları bastı bu yıl. Gerek Turgutlu ve gerekse Menemen
ile Foça Gerenköy civarında bütün tarlalar uzun süre sular altında
kaldı. Yakın zamanlarda pek rastladığımız manzaralar değildi gördüklerimiz.
Rahmetli babam anlatırdı; 1942 kışı çok soğuk
geçiyordu. Bütün ağaçlar soğuktan dondular. Uzun süre kar yağdı Menemen’e.
Gediz Nehri yağışlar nedeniyle taştı. Tüm Menemen ovasını sel
bastı. Sular Fadıl’ın Kahvesi’ne ve Hükümet Konağı’nın bugünkü
bulunduğu alana kadar gelip dayanmıştı. Şehrin içinde bir yerden bir yere
gitmek için sokaklarda kayıklar kullanılıyordu. Sonraki yıllarda Gediz’in
taşkınlarının bir daha Menemen’i tehdit etmemesi amacıyla Gediz
ile Menemen arasına Pekendi diye anılan bir set yapıldı. Ondan
sonra da bir daha Menemen’i sel basmadı. Bu yılki yağmurla gelen sular
aynı şekilde uzun süre ovayı esir aldı ve çekilmedi. Bu manzara da bana
rahmetli babamın anlattıklarını hatırlattı.
Maltepe köprüsünden Gerenköy'e doğru geçerken Gediz'e baktık.
(Şubat 2026)
(Şubat 2026)
(Şubat 2026)
Şubat ayındaki bereketli yağmurların ardından gelen bahar doğayı
fişekledi bir anda. Yeni hayatın filizlendiği coğrafyamızda biz de bugün menengicin
taze sürgünlerinin izini sürdük Foça kırsalında. Hava yine kapalıydı;
aralıklarla atıştıran yağmur menengiç filizlerini toplamamıza tabii ki engel
değildi. Bağarası’nı geçtikten sonra Bağarası Göleti’ne doğru
saptık. Göletin kıyısı boyunca kır evlerinin ve bahçelerin arasından geçtik. Yeni
Bağarası-Yeni Foça asfaltı hemen doğu yönünde yer almaktaydı. Önümüzde hardalların
sarıya boyadığı çayırlar uzanıyordu göz alabildiğine. İleride birkaç inek
kaygısızca otluyordu. Bir kayaya tutunmuş dev bir menengicin yanından geçtik.
Daha önceki yıllarda Foça-Erkeçler Mevkii’nden başlayarak
yürüdüğümüz ve eski bir Rum kilisesinin kalıntılarının bulunduğu Kapukaya
kütlesini kuzey yönünden gören tepeliğe doğru tırmandık. Burada sağlı sollu kır
evlerinin arasından geçerek her yıl çitlembik zamanı uğradığımız ağaçların
yanına dek yürüdük. Hava hafif hafif yağmur atıştırıyordu. Ama bizim gözümüz çitlembik
sürgünlerindeydi.
(Nisan 2020)
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
Bahçe duvarlarından sokağa doğru sarkan mor salkımlar coşmuştu. Ortalık
ıpıssızdı; uzaklardan hızar sesleri geliyordu. Belli ki hala budama yapanlar
vardı. Solumuzdaki derin vadi Kapukaya kütlesine dek yemyeşil bir
çayırlık halinde uzanmaktaydı. Vadiye doğru alçalan bayıra tutunmuş
menengiçlerin arasına daldık. Ağacın taptaze sürgünleri çıtır çıtır kırılıyordu.
Birkaç torba topladık.
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
Yemyeşil çayırın içinden bir sürü hayat uyanmıştı sanki; göz alıcı renkleriyle.
Mor renkli engerek otları, bembeyaz papatyalar, sarı karahindibalar ve küçük
şemsiyeleri andıran beyaz çiçekleriyle orlayalar, vadiye doğru alçalan sırtta
ise sapsarı hardallar; hepsi insanın içindeki yaşama sevincini besleyen birer
kışkırtıcı gibiydiler. O menengiçten bu menengice hevesle geçişlerimiz bir süre
daha devam etti. Zaman zaman yağmur çiselese de hasadımızı etkilemedi. Yeterince
toplamıştık. Bir kısmını hemen haşlayıp salata yaparsak, geri kalanını da derin
dondurucuya koyarak daha sonraki zamanlarda tüketebilirdik.
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
(Nisan 2026)
Menengiç Salatası; yalın bir tat…
Menengiç salatası, gerçekten çok basit ve hoş bir yiyecek. Menengicin körpe sürgünleri, fazla
haşlamaya gelmez; yoksa lime lime olur ve sonuçta salata da pek bir şeye
benzemez. Az ve yeterince haşlanmış menengiç yaprakları, suyundan süzüldükten
sonra bir kaba konur. Menengicin sihirli lezzetinin karıştığı suyu asla
atılmaz. Bir miktarı salata sosuna karıştırılır; kalanı ise soğutularak hoş bir
içecek şeklinde tüketilebilir. Ayrı bir kapta ise; bol zeytinyağı, taze sıkılmış
limon suyu ve dövülmüş birkaç diş sarımsak iyice karıştırılarak salata sosu haline getirilir. İçine menengicin
yapraklarının haşlanması sürecinde elde edilen suyundan bir miktar eklenerek
sos iyice özetilir. Bundan sonraki son aşama, sosun dirice haşlanmış menengiç yapraklarıyla
buluşturulması aşamasıdır. Salatanın sosla hemhal olması için bir süre buzdolabında
tutulmasında yarar vardır. Buzdolabında yeterince bekleyen menengiç salatası, bir dost meclisinin keyifli bir eşlikçisi olarak artık sofraya konmaya
hazırdır. Menengicin yendikten sonra üzerine içilen bir bardak suyun tadı ise, sanki şerbet içmişsiniz hissini verir ağızlarda. Anlatılmaz bir lezzettir.
(Nisan 2026)
Dipnotlar:
(1)
Tire’de çıtlık ya da çitlembik ağacının öyküsü ile ilgili olarak bkz. https://dagakactim.blogspot.com/2019/11/derelide-sonbahar.html
(2)
Fotoğraflar, belirtilenler dışında İ. Fidanoğlu tarafından çekilmiştir.
Yazan: İbrahim Fidanoğlu