YOĞURTÇU KALESİ
5 Kasım 2014
İbrahim Fidanoğlu
Bu hafta Yamanlar Dağı’nın arka dünyasında dolaştık. Yamanlar’ın
eteklerinde; Emiralem Boğazı’na hâkim konumdaki Ortaçağ’dan kalma Yoğurtçu Kalesi, Manisa’ya bağlı
Uzunburun, Akgedik ve Gürle Köyleri civarındaki makilik alanlar ve şehir
kaçkınları için güzel bir mekan olarak dikkat çeken Manisa’nın hemen dibindeki Gürle Köyü’nde yer alan balık çiftliği
yürüyüşün ana omurgasını oluşturdu.
Yoğurtçu Kalesi
(Fotoğraf: İF-Mayıs 2008)
Sabah Karşıyaka’dan 8’de hareket ettik. Eski Gediz Deltası üzerinden Menemen’e Seyrek tarafından giriş yaptık. Kahvaltı için Değirmendağ üzerinde 2014 yılında hizmete açılan Menemen Belediyesi’nin Sosyal Tesisleri’nde kısa bir mola verdik. Kahvaltı sonrası; Emirâlem Boğazı’na doğru hareket etmeden önce, Kubilay Anıtı’nın yer aldığı Yıldıztepe’ye uğradık.
Kubilay Şehitliği
Menemen Olayı diye bilinen ve Türkiye Cumhuriyeti’nin henüz kuruluş sürecinde
uğradığı bu gerici saldırıda; yedek subay Mustafa
Fehmi Kubilay ile bekçiler Hasan
ve Şevki, şehit edilirler. 23 Aralık 1930’da
gerçekleştirilen bu saldırıyı takiben, Menemen’de kurulan Divan-ı Harp’te yürütülen
kovuşturma ve mahkeme süreçlerinden sonra, kalkışmanın elebaşıları da dâhil
olmak üzere onlarca insan Menemen’de idam edilir. Bir o kadarı da hapis cezası
ile cezalandırılır. Arada kurunun yanında, yaşın da yandığı olağanüstü bir
dönemdir kısacası. Sıkıyönetim şartlarının uygulandığı süreçte Menemen, bir
anlamda devlet tarafından hak etmediği ölçüde; sanki olayın mahkûmu ilan edilir.
Olaydan yaklaşık 2 yıl sonra ise, Menemen’in en yüksek tepesi olan Yıldıztepe üstüne Menemen Olayı’nda katledilen şehitlerin anısına heykeltıraş Ratip Aşir tarafından bu anıt yapılır.
Yıldıztepe'de Güneydoğu Şehitleri
Kubilay Anıtı, önde Cumhuriyetin ve devrimlerin emanet edildiği Türk gençliğini
temsil eden eli mızraklı ve atletik görünüşlü bir genç ve arkada Menemen Olayı’nda şehit edilen Kubilay ile Bekçi Hasan ve Şevki Beyleri
temsil eden üç sütundan oluşturulmuş. Anıtta malzeme olarak, çevredeki volkanik
dağlardan elde edildiği düşünülen ve oldukça sert yapıdaki andezit taşlar kullanılmış.
Anıtın üstüne kazınmış şehitlerin doğum yerleri düşünüldüğünde; çöken bir
imparatorluğun başkentinden uzaktaki topraklarında doğup, bu topraklar
kaybedildikçe Anadolu’ya sökün eden bu insanların vatan savunmasındaki rolleri
son derece dramatik düzeydedir. Anıtın ön yüzünün alt bölümünde şehitler için
yer alan şu ifadeler, bir neslin dramını anlatan delil gibidir sanki: Şevki, Florina, 1906-1930; Kubilay, Hanya, 1906-1930 ve Hasan, Kandiya, 1902-1930… İşin tuhafı;
ayaklanmada Manisa’dan gelen yobazların lideri konumundaki Derviş Mehmet de Giritli imiş. Ne garip değil mi; Giritli,
Giritli’yi vurmuş…
Kubilay Anıtı’ndan ayrıldıktan sonra, Menemen’den; Emirâlem Boğazı yoluyla, Yamanlar
Dağı’nın kuzey eteklerinde yer alan Manisa’ya bağlı Uzunburun Köyü’ne doğru yola çıktık. Emirâlem-Manisa asfaltında
Alaniçi, Ayvacık ve Çaltı sapaklarını geçtikten sonra Muradiye’ye yaklaşırken Uzunburun levhasından Yamanlar yönüne
döndük.
Güney yönünden Yoğurtçu Kalesi'nin görünümü
Yaklaşık 5 km. sonra Yamanlar’ın eteğinde Muradiye Ovası’na hâkim bir
tepeye kurulmuş Uzunburun Köyü’ne
ulaştık. Köy, daha önce geldiğimiz zamanlara göre biraz daha derlenip
toparlanmış gibi geldi bize. Köyün ara sokakları, kilit taşı döşenmiş; köyün
girişinden Yoğurtçu Kalesi yönüne
giden bir de çevre yolu açılmıştı. Biz de o yolu takip ederek bir kartal yuvası
gibi tüm Emirâlem Boğazı’na ve daha ötedeki ovaya hâkim konumdaki bir tepenin
üstüne oturtulmuş Yoğurtçu Kalesi’ne
ulaştık.
Yoğurtçu Kalesi'ne yaklaşırken...
Yoğurtçu Kalesi:

