gezi rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi rehberi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2017 Pazartesi

KAMBERLER - KANDİLTEPE (ÖREN TEPE / KELTEPE / KARTALTEPE) ZİRVE YÜRÜYÜŞÜ

3 Şubat 2017
Aybey Çini /Mehmet Yavuzcezzar


Ekip olarak alışık olduğumuz üzere, bu hafta yürüyeceğimiz bölgeyi tespit etmek ve harita üzerinde rotamızı belirlemek amacıyla bir araştırma yaptık. Bu ön çalışmada amaç, Kemalpaşa'nın Armutlu Beldesi'nin sırtını yasladığı, Kandiltepe, Örentepe, Keltepe yada Kartaltepe diye anılan zirveye ulaşmaktı. Rota haritalarında yaptığımız incelemede; bazı yürüyüş gruplarının bu tepeye hem Armutlu'dan, hem de Ören'den farklı rotalarla ulaştıklarını gördük. Biz de bölgeyi iyi tanıdığımızdan, bu dağın güneyinde kalan Kamberler Köyü'nden ulaşmaya karar vererek taslak rota oluşturduk.

Kamberler Köy Meydanı
(Fotoğraf: A.Aydemir; Ocak-2014

Kapalı bir havada ulaştığımız köy meydanındaki kahve başlangıç noktasıydı. Kemalpaşa'ya 29 km uzaklıkta ve yaklaşık 700 m rakımlı Kamberler küçük bir Pomak köyü ve yine diğer dağ köyleri gibi gençlerini kente göç veren köylerden birisi, burada kiraz ve üzüm ana geçim kaynağı. Kamberler Köyü ve burada yaşayan Pomaklar hakkında daha önceki yazılarımızda epey bilgi aktarmıştık. Meraklılar bununla ilgili yazımızı  buradan okuyabilirler. Yürüyüşümüze saat 10.20 gibi başladık. Köy mezarlığının hemen yanından doğuya yönelip önce köy okulunu, kayrak taşlarla ustaca işlenerek yapılmış evleri ve sonra da bağ ve bahçeleri geçip, orman yoluna saptık. Bu yol aynı zamanda Bayramlı Köyü'ne giden yoldu.

Kayrak taşlı Kamberler Köyü evleri

Dağlar, ormanlar, vadiler ve derelerle çevrili bu coğrafya; Akdeniz ikliminin tipik bitki örtüsü olan makiliklerin yanı sıra, alçaklarda meşe ve kızılçam, yükseklerde karaçam örtüsünden oluşmakta. Yol boyunca kestane, vişne ve çınar ağaçlarına da rastladık. Hava hep bulutlu ve yağmur yağacak gibi görünüyordu, ama bu ana kadar yağmamıştı. Yukarılar sisle kaplıydı. 700 metre kadar yürüdüğümüzde daha önce Kamberler- Osmanlar yürüyüşünde gördüğümüz sapağa vardık. Buradan yukarıya doğru yönelen orman yolundan ilerledik, yine yaklaşık 1 km sonra yol üçe bölündü, biz yürüyüşümüze; ortada batı yönündeki, oldukça dik yoldan devam ettik. Yaklaşık 3. km.de Bayramlı ile hedef zirve sapağına geldik. 


Yürüyüş rotası 10 km (harita için tıklayınız)
(Google Earth'de çizilmiştir. by MYC)

Orman yolu üçe bölündü


Gezgin zirve yolunda
(Fotoğraf: A.Aydemir; Ocak-2014



Zirve yolu karlı ve sisli

Buradan yönümüzü sağa, kuzeye çevirerek yürüyüşümüzü sürdürdük. Orman yolu ile başlayan ve daha sonra patikaya dönüşen güzergâh; bir ara kaybolur gibi olsa da, keçi ve koyunların bıraktıkları izler sayesinde, her defasında yeniden önümüze çıktı. Patikanın bittiğini sandığımızda önümüze bir kaya kütlesi çıktı ve kayaların arası bize zirve yolunda geçit izni verdi.


Sisler içerisindeki geçit

Yaklaşık 2,5 saat süren 5 kilometrelik yolculuğumuz sonunda zirveye vardık. Zirve, sisler içerisindeydi. Oraya ulaştığımızda; engin bir coğrafyaya sahip tepede, etrafı görememenin endişesi duygularımıza hakim oldu.

Yürüyüşümüzün başlarında 3-4 derece olan hava sıcaklığı, tepeye ulaştığımızda eksi değerlerdeydi. Kamberler'den başlayarak, ara vermeden zirveye kadar olan bölüm, nefes aldırmayan sürekli ve dik bir çıkış olmasına rağmen yine de motivasyonumuzu bozamadı. Yaptığımız ön çalışma sayesinde parkurun yaklaşık 10 kilometre olacağı belliydi ve bu çalışma sisler içinde de olsa hedefimize ulaşmamızı sağladı. Yakında baharın yaklaşmakta olduğunu haber veren, sevimli kuş seslerinden başka yalnızlığımızı hatırlatan hiç bir şey yoktu. Bu sessizliğin ve sislerin içinde yukarılara doğru kaybolup gittik.

Zirve yolunda gezgin

Hiç bir olumsuzluk bizi takip edemedi. Yükseldikçe her adımda daha da özgürleştik. Zirveye yaklaştıkça; karaçamlar, meşeler, mazılar; kâh birbirine karışıyor, kâh bir diğeri hakim bitki örtüsü oluyordu. O kadar yoğun sisin içinde kalmış bir karaçamın kalın sivri yapraklarında yoğunlaşan su buharı, damlalar halinde birikiyor, ağırlaşan damlalar ağacın yapraklarından aşağıya doğru süzülüyordu. Giysilerimiz de bu durumdan etkilenmiş, sanki çiseleyen bir yağmurda ıslanmış gibiydi. 

Zirve yolunda doğal kayalardan yapılmış bir ağıl

Gezgin sisler içinde

Adıyla müsemma 1250 metre rakımlı zirveye ulaştığımızda saat 13 civarıydı. Zirve; ağaçsız ve çıplak bir görüntü sergiliyordu. Rüzgârlı ve iliklere kadar işleyen donduran soğukta, yer yer karlar ve buzlar üzerine basarak ulaştığımız zirve noktası işte burasıydı.

Gezgin taşları dizerek imzamızı atıyor

Gezgin zirvede

Bu gururu yaşarken, gördüğümüz olumsuzluklar, bizleri fazla etkilemedi. Yoğun sis nedeniyle çevreyi tahmin ettiğimiz gibi göremedik. Ama bu masalsı atmosferde olmak ve bu anı yaşamak çok hoşumuza gitmişti. Dağa Kaçtım ekibi olarak bu noktayı, taşlardan küçük bir kule yaparak işaretleyip imzamızı attık. Vakit kaybetmeden dönüşe geçtik. Daha önce çıkarken, bir alt düzlemde gördüğümüz sık ağaçlardan oluşan kuytu bir köşede öğle yemeği molası verdik. Islak olan üstümüzü aceleyle değiştirip yemeğimizi yedik. Bu günkü yürüyüşümüze gelemeyen arkadaşımızın eksikliği, hem menüyü, hem de iştahımızı ziyadesiyle etkiledi. Umduğumuzdan konforlu bu alandaki kısa moladan sonra, dinlenmiş olarak dönüş yoluna koyulduk. 


Gezginler mola yerinde

Kamberler 

Oldukça güzel ve keyifli geçen yaklaşık bir saatlik yürüyüşten sonra, ağaçların arasından uzaktaki Kamberler Köyü'nün silüeti göründü.

Kamberler'e yaklaştığımızda, solumuzda orman içinde yamaçta kale duvarını andıran güzel ve düzenli işlenmiş bir taş duvar gördük. Yanına çıktığımızda ana kayadan da yararlanılarak çevresi taşlarla örülmüş, oldukça büyük bir hayvan ağılıyla karşılaştık.


Taş ağıl
(Fotoğraf: A.Aydemir; Ocak-2014


Bir ara güneş yüzünü gösterdiğinde zirve

Bir ara aşağılardan dönüp baktığımız zirve, çıkan güneşe ve bize göz kırpar gibiydi. Fakat az sonra tepelerden esen güçlü rüzgârın savurarak yukarılara yönelttiği sislerle zirve yine görünmez ve seçilmez oldu. Bu kısa sürede hedefe varmanın mutluluğuyla; köy kahvesinde yudumlanan sıcak çaylarla içimizi ısıtırken, az önce yaşadığımız bütün imgeler gözlerimizin önünde uçuşur gibiydi.

Biraz yorgun ama mutlu bir şekilde İzmir'e doğru yola koyulduğumuzda akşam olmak üzereydi.


Not: Fotoğraflar yazıda belirtilenler dışında MYC tarafından çekilmiştir.


Yazan: A.Çini / MYC
Düzenleyen: MYC
Edit:İF




9 Nisan 2014 Çarşamba

URLA UZUNKUYU - ULAŞTIRAN YÜRÜYÜŞÜ ve CİVARDA MANİDAR BİR GEZİ


27 Şubat 2014
Mehmet Yavuzcezzar


Bu günkü yürüyüşümüzü; Urla'nın şirin köylerinden ZeytinlerZeytineli ve Uzunkuyu civarında yapmaya ve zamanımız kalırsa da, güncele uygun olarak Zeytineli Köyü'nün deniz kenarındaki Sarpdere (Hacılar) Koyu'na uğramaya karar verdik.

Sabah 10 gibi yola koyulup, İzmir-Çeşme Otoyolu üzerinden hareketle Urla sapağını geçtikten sonra Zeytinler kavşağından çıkarak İzmir-Çeşme devlet yoluna ulaştık. Kavşağın hemen 1-2 km ilerisinden sola dönerek; Uzunkuyu Köyü'ne girip aracımızı köy meydanında bıraktıktan sonra, önünde heybetli çınar ağacının bulunduğu köy kahvehanesinde sabah kahvelerimizi içtik.


Gezginler Uzunkuyu'da sabah kahvesini yudumluyor 

Uzunkuyu Köyü
Urla İlçesi'ne bağlı; kuzeyinden geçen Çeşme yolu ile güneyinden geçen otoyolun arasına sıkışmış, komşusu Zeytinler'e 1 km mesafede oldukça temiz ve yeşil bir köy. Yaklaşık 400 kişinin yaşadığı Köy; Nalcı (Nallı) aşireti tarafından kurulmuş. Yıldırım Beyazıt zamanında konulan tuz vergisine "vermezük" diyerek karşı çıktıkları için Kutta-i tarik yani "Haydutluk yolu"nu seçmiş olan aşiretler Rumeli'ne mecburi iskana gönderilmiş. Mübadele yıllarında bu aşiretlerden Nallıoğulları (Hasan Hüseyin efendiler) buraya gelip yerleşerek köyü kurmuşlar. Köye de; geldikleri yer olan, Yunanistan Kavala Vilayeti Sarışaban İlçesi Uzunkuyu Köyü'nün adını vermişler.

Köylülerden yörenin yüksek tepelerinden olan Ulaştıran (yerel ağızla İliştiren) Tepesi'ne giden yolları öğrendikten sonra yürüyüşümüze başladık. 

(Google Earth'de çizilmiştir. by MYC)


Uzunkuyu'nun zamana direnen evlerinden


Köy meydanından Zeytinler Köyü yönünde 5-6 yüz metre yol aldıktan sonra sağa otoyola doğru, bizi orman yoluna götürecek olan yola saptık. Az bulutlu ve açık olan hava yürüyüş için idealdi diyebiliriz. Rotamız da güzeldi. Otoyolun altından geçen; bazen tarım alanlarında bazen de orman içinde yol alan bu toprak yolu takip ettik. Solumuza önce Köy Tepe'yi sonra da Zindanlık Tepe'yi alarak 4 km kadar yürüdükten sonra yol çatallaştı; bizim hedefimiz sola, doğuya doğru yükselen ve zirvesinde antenlerin bulunduğu Ulaştıran Tepesi idi. Bu amaçla doğuya saparak makiliklerin arasından geçip, bazı yerleri yangından zarar görmüş ve yenilenmekte olan ormanı yaran ve  gittikçe yükselen orman yolunu takip ettik. Sandal ağaçları ve dağ çilekleri çiçeğe durmuş, bademler coşmuş, anemonlar ve papatyalar tüm güzellikleri ile ortalıkta. Ahmed Arif'in dediği gibi; "dağlarına bahar gelmiş memleketimin".

Anemonlar açmış



Uzaklarda Ulaştıran Tepesi

Hemen her tepede olduğu gibi Ulaştıran Tepesi'nde de birçok antenden oluşan bir anten grubu görünüyordu. Bu nedenle hedef belli olduğundan yürüyüş de tempolu geçiyordu. 

Gezginler Tepe'ye yaklaştı

Bahar erken geldi bu yıl, daha doğrusu kış fazla göstermedi kendini. Bu yürüyüşümüzde de çok sıvı kaybettik. Yola çıkışımızdan yaklaşık iki buçuk saat sonra 598 metre rakımlı zirvedeki Orman Yangın Gözetleme Kulesi'ne vardık. Zirvede Kule binasının dışında bir çok anten de vardı, her anten grubunun da kendi elektrik gereksinimini karşılamak için; rüzgar ve güneş enerjisinden faydalandığı elektrik kaynakları vardı.

Aşağıda Zeytinler ve Uzunkuyu Köyleri

Gezginler; çamaşırlarını asmış, yemek molasında

Aşağıda İzmir-Çeşme Otoyolu ve RES'ler

Ulaştıran Tepesi'ndeki  çamaşır değiştirip terlerimizden kurtulduktan sonra,  tüm coğrafyayı kavrayıp fotoğrafladık, ardından yemek molası verdik. Yemekten sonra etrafı biraz daha inceledik, bu arada ön taraftaki duvarın önüne birtakım taş ve tuğla parçalarının toplanmış olduğunu gördük, duvarda da belli belirsiz Kule Sergisi; Yunan Kalıntıları" yazıyordu. Anlaşılan o ki; bu tepede eski tarihlerde de kale-kule benzeri bir yapı bulunmaktaymış. Buradaki görevliler yeni binanın yapımı sırasında veya daha sonra civarda bulunan eski yapı kalıntılarını toplayıp kendilerince bir sergi oluşturmuşlar. İnce bir davranış.

"Kule Sergisi; Yunan Kalıntıları"

Tepeden ayrılma vakti gelmişti. Çıktığımız yolu inip toplamda yaklaşık 11 kilometre yürüyerek düzlüğe vardığımızda; sağa-kuzeye sapacağımız yerde, sola-güneye doğru gidip farklı bir yoldan Uzunkuyu'ya ulaşmaya karar verdik. Önce düz alandan bir süre yürüdükten sonra, batıya doğru devam ederek ormanlık alana girdik.

Orman yolu

Gezginler heybetli kızıl çamların altında

3 Şubat 2014 Pazartesi

KEMALPAŞA NİF DAĞI ALABALIK ÇİFTLİĞİ - NİF ZİRVE YÜRÜYÜŞÜ

23 Ocak 2014
Mehmet Yavuzcezzar

İzmir'in tarihi ve doğal güzelliklerini keşfetmek amacıyla yaptığımız gezilerde; Kemalpaşa'ya hakim ve Bozdağlar'ın batıya uzanan ucunda yer alan, antik çağlarda Olimpos adını almış zirvelerden birisi Nif Dağı civarında epey dolaştık. Bu yılın ilk doğa yürüyüşünü de Kaynaklar'dan Nif'in zirvesine doğru yapmıştık; Çocuktumarı Mevkii'ne kadar yürümüş, ancak zamanın darlığı nedeniyle zirveye; 1506 metre rakımlı Kemalpaşa Karlığı'na çıkmak bir türlü nasip olmamıştı. 

Kemalpaşa
Alabalık Çiftliğine çıkarken Kemalpaşa

Daha önce 2011 yılının Nisan ayında, Kurudere'den (Nazarköy)  Nif eteklerindeki Alabalık yetiştirme çiftliğine yaklaşık 16 km yürüyerek ulaşmış, yıllar önce de aracımızla Kemalpaşa'dan Alabalık Çiftliği'ne giderek piknik yapmıştık. Bu kez de aracımızı çiftlikte emniyetli bir şekilde bırakıp, Nif'in zirvesine yürümeye karar verdik ve bu sabah bunu gerçekleştirmek için yola çıktık. 



(Google Earth'de çizilmiştir. by MYC)

Kemalpaşa şehir merkezine girdiğimizde, hemen birkaç yüz metre ileride yolun soluna yerleştirilmiş ama sağını işaretleyen "Nif Dağı Alabalık Üretme ve Yetiştirme İstasyonu" levhasını gördük ve sağdaki sokağa girerek yolu takip ederek şehre yukarıdan bakacak kadar yükseldik. Yerleşim yerleri bitip dağ yoluna saptığımızda, solumuzda Kemalpaşa Nif Kalesi'ni gördük. Kentin güneyinde ve Nif'in eteklerinde bir tepe üzerindeki Kale'ye halk arasında Hamamlı Kale de dendiğini öğrendik. Yapısal formlara bakarak Bizans dönemine tarihleyebileceğimiz kaleyi ileride daha geniş bir zamanda gezmek üzere solumuza alıp kendimizi Nif'in şefkatli kollarına bıraktık. 

Kemalpaşa
Kale'ye ve Kemalpaşa'ya bakış

Yaklaşık 10 kilometrelik dağ yolundaki araç yolculuğumuzun ilk 5 kilometresini sorunsuzca katettik. Doğu Karadeniz yaylalarındaki köyleri andıran Kapaklıpınar ve Kozludere Küme Evleri'ne ulaşımı sağladığından olsa gerek, asfalt yol fazla tahrip olmamıştı. Evlere giden yoldan ayrılıp sağa yukarı saptığımızda, yolumuzun bundan sonraki 5 kilometresini zaman zaman aracımızın zorlandığı taşlı topraklı orman yolunda tamamladık. 



Kemalpaşa
Yangın söndürme havuzu

Son günlerde olduğu gibi bu sabah da 5 derece civarında olan hava sıcaklığı, gün içinde 14-15 derecelere kadar yükseldi. Alabalık Çiftliği'ne vardığımızda 3 yıl önceki yürüyüşümüzde gördüğümüz, toprağın kazılmasıyla oluşturulan Yangın Göleti'nin biraz ötesine bu kez betonarme bir havuz yapılmış olduğunu gördük. Çiftliğe girişte geçmişte olduğu gibi çiftliğin kadim bekçisi Kangal kırması "Konteskarşıladı. Ardından çiftlik çalışanı, eski tanış Yaşar göründü. Bir süre; İZSU'nun civardaki sulara gem vurmasından sonra, çiftliğe gelen suların azaldığını, bu nedenle eskisi gibi çok balık üretilemediğinden söz etti. Zirve güzergahı ile ilgili tarifi de aldıktan sonra, aracımızı oraya bırakıp zirveye doğru yola çıktık.   

Kemalpaşa
Zirveye doğru selam durmuş çınar ağacı


Gezgin tırmanışta, solda İZSU deposu

Nif Dağı'nın eteklerinde genellikle kızılçam ağaçlarından oluşan bitki örtüsü, yükseklere çıktıkça karaçamlarla yer değiştirdi. Dere ve su kenarlarında çınar ağaçları, bazı tepelerde de meşe ağaçları yoğunluk kazanıyordu. Zirveye kadar hep tırmandığımız yürüyüşüm esnasında, zaman zaman güneş yüzünü gösterse de genellikle bulutlu bir hava hakimdi.  

Kemalpaşa
Çiftlik ve havuz

Yükseldikçe altımızda uzanıp giden kıvrım kıvrım yollar ve Kemalpaşa'nın arka dünyasına hakim eşsiz manzaralar sunan yeşil doğayı seyrederken, bazen yeni açmış bir çiğdeme, bazen de oluşumu sırasında eriyip akmış kayalara rastladık. Doğu yönündeki Savanda Kız Kalesi bize eski yürüyüşlerimizi anımsatıyordu. Güneş yüzünü gösterdiğinde bir tek uzun kollu tişort yeterken, hava bulutlandığında polar bile az geliyordu. Nitekim yukarılara çıktıkça tepelerdeki bulut hareketleri arttı ve her yeri sis bastı. Kısa süre sonra dağılan sis, zirvede tekrar yakınımıza gelecekti.

Gezgin ulu bir çam ağacına yaslanmış

Bir vadiden diğerine geçiş


Ne kadar uzaklaşsakta Çiftlik bizi bırakmıyor


Kemalpaşa, Nif
Erimiş kayalar

Bir saatlik bir yürüyüşten sonra, Nif'in zirvesindeki "Nif Dağı Yangın Gözetleme Kulesi" seçilmeye başladı. Yaklaşık 6 kilometrelik bir yürüyüşten sonra, Kızıloluk Mevkii'ni geçip Şekeroluk Mevkii'ne vardığımızda, aşağılarda; daha önce Kaynaklar'dan yürüdüğümüz ve yemek molası verdiğimiz Çocuktumarı Mevkii'ni tepeden gördük. 

27 Ocak 2014 Pazartesi

KEMALPAŞA BAYRAMLI - KAMBERLER YÜRÜYÜŞÜ

16 Ocak 2014
Mehmet Yavuzcezzar

Perşembe sabahı yola biraz geç koyulduk. Bu haftaki yürüyüşümüzü havanın yağışlı olmasına karşın gerçekleştirmeye karar vermiştik, daha doğrusu yürüyüş için gezginler ancak bu gün uygun idi. Meteoroloji raporlarına da güvenerek yağışın kesildiği saat 9.30 gibi hareket ettik. Kemalpaşa'da fırından taze çıkmış ekmeklerimizi aldıktan sonra Armutlu yolunu takiple yönümüzü yukarıya Bayramlı köyüne çevirdik. Hemen her mevsim çok güzel görüntüler veren ve vadiler arasında kıvrım kıvrım yükselen bu yolda; meşe ve çam ormanlarının yanı sıra, çınar ve kavak ağaçları ile bezenmiş dereleri geçerek yaklaşık yarım saatlik bir yolculuktan sonra köye ulaştık.
 
Bayramlı Köyü, Kemalpaşa'nın merkezine 22 km uzaklıkta ve Bayındır sınırında yer alan küçük bir dağ köyü. 


Bayramlı

Sabah çayımızı köyün açık olan tek kahvehanesinde yudumlarken, bir taraftan da misafirperver köylülerle sohbet ederek köy ve yaşayanları hakkında bilgiler aldık. 60-70 haneden oluşan köy, yaklaşık 120 yıl önce Bulgaristan'dan göçen Pomaklar tarafından kurulmuş ve hala bu homojen yapısının korunduğu söyleniyor. Üzüm ve kirazın yetiştirildiği köyde hayvancılık da yapıldığını öğreniyoruz. Çaylarımızı ve sohbetimizi sonlandırdıktan sonra, yağmur baskısının azaldığı saat 11 gibi, yürüyüşümüze başladık.


(Google Earth'de çizilmiştir. by MYC)

Hemen köy meydanının karşısında; kuzeydoğu yönündeki parke taş sokağa girdik ve birkaç yüz metre yükselerek yürüdükten sonra toprak orman yoluna ulaştık. Sağımıza ormanı, solumuza da üzüm bağları ile kiraz bahçelerini alarak yarım saat kadar yürüdüğümüzde orman yangınlarına müdahale göletine vardık, yolu ve göleti fotoğrafladıktan sonra yolumuza devam ettik.


Yangın söndürme göleti

Dağlar, ormanlar, vadiler ve derelerle çevrili bu coğrafya; Akdeniz ikliminin tipik bitki örtüsü olan makiliklerin yanı sıra, alçaklarda meşe ve kızılçam, yükseklerde karaçam orman ağaçlarından oluşmakta. Yol boyunca kestane, vişne ve çınar ağaçlarına da rastladık.



Vadiye bakış

Sürekli yükselen yolun yaklaşık 3. kilometresinde 960 m rakımda, dağın sırtına yaslanmış küçük bir düzlükte 8-10 evden oluşan Bayramlı köylülerinin "yayla evleri"ne vardık. Bir taraftan Bayramlı'yı gören diğer taraftan Armutlu'ya kadar tüm vadi manzarasına hakim bu evleri geçip, önce kuzeye sonra da doğuya Kamberler yönüne doğru yürüyüşümüze devam ettik. 



Gezginler Kamberler'e doğru iniş yolunda

15-20 dakikalık yürüyüşten sonra "Tombak Tepe" mevkiine ulaştık. Tepe ve civarının keşfini dönüşe bırakarak yolumuza devam ettik. Gökyüzü bulutlu, yağmur yağacak gibiydi.

Oldukça rahat ve keyifli geçen yaklaşık bir saatlik yürüyüşten sonra, ağaçların arasından uzaktaki Kamberler Köyü'nün silüeti göründü. 


Uzakta ağaçların arkasında Kamberler

Kamberler'e yaklaştığımızda solumuzda; orman içinde yamaçta kale duvarını andıran güzel ve düzenli işlenmiş bir taş duvar gördük. Yanına çıktığımızda ana kayadan da yararlanılarak çevresi taşlarla örülmüş, oldukça büyük bir hayvan ağılıyla karşılaştık. 


Kayalar arasına örülmüş taş duvar

Taş ağılın içi

Taş ağılda birkaç dakika mola verip inceleme yaptığımız sırada yağmur çiselemeye başladı; biz de zaman kaybetmeden tekrar orman yoluna inip yürüyüşümüzü sürdürdük. Kamberler Köyü uzaktan görünmesine karşın kıvrım kıvrım inen yolda köye varmamız 45 dakikayı buldu.


Kamberler


Kamberler Köyü'ne ulaştığımızda hemen tüm köylerde gördüğümüz gibi parke taşlarla döşenmiş yollara rastladık. Köyün girişinde kayrak taşlarla ustaca işlenerek yapılmış evleri gördük; saat 14.30 idi. Kemalpaşa'ya 29 km uzaklıktaki Kamberler de tıpkı Bayramlı gibi küçük bir Pomak köyü ve yine diğer dağ köyleri gibi gençlerini kente göç veren köylerden birisi. Köyün işlenebilir arazisi Bayramlı Köyü'ne göre bir hayli fazla, burada da kiraz ve üzüm ana geçim kaynağı. 



Kayrak taşlarla kaplı evler


Kamberler Camisi ve köy meydanında oynayan çocuklar

200 civarındaki nüfusuyla yörenin küçük köylerinden olan Kamberler'in içimi çok hoş bir suya sahip olan çeşmesi pek meşhurmuş. Bazı kentliler, sırf bu çeşmeden su doldurmak için buraya gelirlermiş. Biz de daha önceki gelişlerimizde olduğu gibi suyundan içtik. İki yıl önce Kamberler-Osmanlar yürüyüşünü yapmak üzere geldiğimizde köylülerin misafirperverliği bizi pek mutlu etmişti, bu kez de oldukça memnun olduk. Yürüyüşümüzün ilk etabını tamamladığımız bu durakta köy meydanındaki kahvehanede yanımızdaki nevaleleri bir masaya serip taze çaylar eşliğinde bir güzel karnımızı doyurduktan ve bir süre dinlendikten sonra saat 15.30 gibi dönüş yoluna koyulduk.


Köy Çeşmesi


Meydandaki diğer çeşme

Geldiğimiz rotayı takiple; Köy mezarlığının hemen yanından doğuya yönelip önce köy okulunu, sonra da bağ ve bahçeleri geçip, çalışanları selamlayarak orman yoluna saptık. Hava hep bulutlu ve yağmur yağacak gibi görünüyordu, ama bu ana kadar öyle pek fazla yağmamıştı. 1 saati biraz aşan yürüyüşle rotamızın en yüksek rakımlı noktası olan Tombak Tepe mevkiine vardık. 


Tepeye doğru taş ağıl

Akşam karanlığı baskısı nedeniyle tepeye çıkıp inmek için zamanımız yeterli değildi, ancak merakımızı gidermek için kuzeyimizdeki zirveye doğru 15 dakika kadar yürüyüp geri dönmeye karar verdik. Burada da bir taş ağıla rastladık, zirveye yakın bir düzlükte terden ıslanan çamaşırlarımızı değiştirip biraz da dinlendik. 


Gezgin Tombak Tepe yolunda

Diğer gezgin de orada

Bulunduğumuz yerden Armutlu ve Yukarı Kızılca Köyü'nü görebiliyorduk. Vadileri ve ormanları seyredip, kuşları dinledikten sonra tekrar yola koyulduk. Geldiğimiz yolu takip ederek, yaklaşık 16 kilometrelik yürüyüşümüzü sonlandırırken Bayramlı Köyü'ne ulaştığımızda akşam ezanı okunuyordu. Sabah çayını içtiğimiz kahvehanede akşam çaylarını da yudumladık. İzmir ve civarının sağanak yağış etkisinde kaldığı bu günde; hemen hiç ıslanmadan yürüyüşümüzü tamamlamak, bizi oldukça mutlu ettiği gibi meteoroloji raporlarına olan güvenimizi de arttırmıştı. Kaslarımız ne kadar yorulduysa, kafamız da bir o kadar dingindi. Akşam karanlığı çökerken,  Armutlu asfaltında yol alıyorduk, Kemalpaşa üzerinden İzmir'e yöneldiğimizde şehrin gürültüsü ve keşmekeşliği kafamızdaki dinginliğin birazını alıp götürmüştü bile...




Yazan ve düzenleyen: M.YC

Edit: İF