sülüklü göl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sülüklü göl etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2025 Pazar

SPİL DAĞI’NIN GÜNEY ETEKLERİ BOYUNCA…

SANCAKLI KAYADİBİ’DEN SÜLÜKLÜGÖL’E DOĞRU
 
17 Ocak 2025
İbrahim Fidanoğlu
 
Sabah vakti Sancaklı Kayadibi’nde…
 
Sabah saat 9 civarında Bornova’dan yola çıktık. Kemalpaşa-Çambel Köyü civarında Kemalpaşa yolcusuyla buluştuk. Spil Dağı’nın güney etekleri boyunca sıralanmış Sancaklı Yörüklerinin yerleştiği bir dizi köyden; sırasıyla Sancaklı İğdecik ve Sancaklı Bozköy köylerinden geçtik. Sancaklı Bozköy’ün merkezine doğru devam edip, köyün camisinin bulunduğu meydanlıkta Ayvacık sapağından Spil Dağı’na ve kuzey yönüne doğru saptık. Sokaklarda pek kimsecik yoktu; hava sıcaklığı 3-4 derece civarındaydı.
 
Spil Dağı'nın güney etekleri boyunca...
(Ocak 2025)
 
Sülüklü Göl'den dönerken; Ulu Spil'e bakış...
(MYC; Ocak 2025)
 
Sülüklü Göl
(Ocak 2025)
 
Sancaklı Yörükleri; Manisa ve çevresindeki bu köylere 1844-1845 yıllarında yerleştirilmiş. Bu yıllara ait temettüat defterlerindeki kayıtlara göre; Saruhan Sancağı’nın Manisa ve Nif (bugünkü Kemalpaşa) kazalarında yerleştirilen aşiretler arasında Sancaklı aşireti mensupları da yer alıyor. Sancaklı Yörüklerinin yerleştirildiği bu köyler şunlar: Sancaklı Bozköy, Sancaklı Budak, Sancaklı Çeşmebaşı, Sancaklı İğdecik, Sancaklı Kayadibi, Sancaklı Köseler, Sancaklı Tepeköy ve Sancaklı Uzunçınar. Nif kazasında Sancaklı aşiretinin yerleştirildiği yerler ise; Nif, Ansızca, Kızılca, Ören ve Ulucak olarak veriliyor. (1) Bütün bu köylere ilave olarak Yamanlar Dağı’nın batı yüzünde yer alan Sancaklı ve Yamanlar köylerini de isimleri sayılan yerleşimlere eklemekte yarar var.
 
Sancaklı Uzunçınar
(Mart 2023)
 
Uzunçınar köyünün camisi
(Mart 2023)
 
Spil'den Turgutlu Ovası'na bakış
(MYC; Mart 2023)
 
Sancaklı Bozköy’ün merkezinden Ayvacık’a doğru saptıktan sonra yavaş yavaş yükselmeye başladık. Bir süre sonra bir başka Sancaklı köyüne geldik; Sancaklı Uzunçınar idi bu köyün ismi. Adını köye veren çınar ağacı, kızılçamlar altında bir konfor alanı, köyün beyaz minareli camisi ve yol üstündeki yeni tamamlanmış ve sahiplerini bekleyen iki katlı villalar köyün içinden geçerken dikkatimizi çeken unsurlardı. Bir süre sonra Sancaklı Kayadibi sapağından doğuya doğru döndük. Solumuzda bir duvar gibi yükselen kireçtaşından dev Spil kütlesi köye dek bize eşlik etti.
 
Sancaklı Kayadibi köyünün girişinde; Elagöz Çeşmesi başındayız.
(MYC; Ocak 2025)
 
 
Spil Dağı; güneyden bakış...
(MYC; Ocak 2025)

Köyün girişinde Elagöz Çeşmesi önünde kısa bir mola verdik. Sabah ayazı oldukça etkiliydi. Arabayı biraz ilerideki köyün camisine yakın konumda bir yere bıraktık ve hemen Spil’e paralel bir patikayı takip ederek yürümeye başladık.
 
Sancaklı Kayadibi köyünün girişi ve köyün camisi
(Ocak 2025)

Yürüyüşün başlangıcındayız; hava ayaz mı ayaz...
(Ocak 2025)

Sancaklı Kayadibi'nden Spil'e bakış...
(Ocak 2025)
 
Sancaklı Kayadibi’nden Kocadere’ye doğru…
 
Solumuzda yükselen kireç taşı kütlenin muhtelif yüksekliklerinde doğal mağara oluşumları vardı. Kireç taşı, dağın içinden sızan suyun etkisiyle erimiş ve gövdesinde derin boşluklar oluşturmuştu. Kirazlıkların arasından ilerleyen güzel bir toprak patika, bizi bir süre sonra yoğun kızılçam örtüsünün bulunduğu bir vadinin yamaçlarına taşıdı.
 
Köyün içinden yürüyoruz; karşımızda Spil...
(MYC; Ocak 2025)
 
Kayadibi'nin çıkışından dağlara doğru...
(MYC; Ocak 2025)

Kızılçamlara ve Kocadere vadisine doğru...
(MYC; Ocak 2025)
 
Vadiden bir zeytinliğin içinden geçerek bir dere yatağına doğru alçaldık. Çağıldayarak akan suyun ve rüzgârın sesi birbirine karışıyordu. Zeytinliğin bitiminde bir toprak yola kavuştuk. Bir süre sonra yanımızdan bir traktör geçti; sürücüsü derede saplanıp kalmış bir arabayı kurtarmaya gittiğini söyledi bağıra bağıra. Biz de arkasından dereye doğru indik.
 
Kocadere'ye iniyoruz.
(Ocak 2025)

Kocadere'yi geçerken...
(Ocak 2025)
 
Kocadere'de gördüklerimiz...
(Ocak 2025)
 
Dere geçişinde su doldurmaya gelmiş köylülerin bir kamyoneti derede mahsur kalmıştı. Dere yatağında bulunan iri taşların arasında sıkışıp kalmıştı araba. Gelen traktör kamyoneti çıkarmaya çalışırken, biz kayalara basarak karşı kıyıya geçtik. Dere yatağında son yağmurlardan sonra, akış için yeterli su debisi oluşmuştu. Biraz ileride kıvrılan dereyi uygun yerinden bir daha geçtik. Yukarıdaki orman yoluna çıkabilmek için uygun bir yerden yol düzlemine doğru tırmandık. Artık yürümek daha kolaydı.
 
Kocadere'deyi bir daha geçtik.
(Ocak 2025)

Kocadere'den sonra; zeytinlikler eşlik bize bir süre.
(Ocak 2025)

Spil'in derin yarıkları
(Ocak 2025)
 
Kocadere’den Sülüklü Göl’e…
 
Dik bir toprak yoldan doğu yönünde tırmanmaya başladık. Solumuzdaki Spil kütlesi bize türlü hallerini gösterir gibiydi. Dev kireç taşı kütlenin içinde yukarıdan aşağıya doğru devam eden derin yarıklar, dağın sanki kalbine doğru ilerleyen mağara oyukları oldukça etkileyici bir görünüm sunmaktaydı. Yağmurlardan fazlasıyla etkilenmiş durumdaki zemin yer yer çamurlaşmıştı. Bir süre sonra bir yarın başına sıralanmış bir sürü arı kovanının dizili olduğu bir yol düzlemine ulaştık.
 
Spil'in mağaraları
(MYC; Ocak 2025)
 
Bir süre yaylada yürüdük; Sülüklü Göl'e doğru...
(Ocak 2025)
 
Spil'in türlü halleri; yarıklar, mağaralar v.s.
(MYC; Ocak 2025)

Genç çam ağaçlarının arasından devam eden bir patikaya yönelerek yolumuza devam ettik. Oldukça sık bir koruluktu. Yolun iki yakasında yüksek basınç altında doğal bir çimento oluşumuna dönüşmüş yapılar, Spil Dağı’nın tektonik hareketler sonucunda nasıl şekil değiştirdiğini ve ezim ezim ezildiğini gösterir gibiydi.
 
Arı kovanları
(Ocak 2025)

Genç çamlardan oluşan bir koruluktayız.
(Ocak 2025)

Yüksek basınç altında doğal bir çimento oluşumuna dönüşmüş yapılar
(Ocak 2025)
 
Bir kır çeşmesine dek bu genç çam ormanının kıyısından yürüdük. Solumuzdaki sırttan insan sesleri geliyordu. Seslendik; ses verdiler. Sancaklı Çeşmebaşı köyünden bir aile idiler ve sırttaki sık çalıların arasında mantar arıyorlardı. Onlara şans dileyip yanlarından ayrıldık. Sağımızda bir sulama göleti vardı. Göletin kıyısı boyunca devam eden toprak yoldan önümüzdeki bir başka genç koruluğun içine doğru yürüdük. Aslında elimizdeki plana göre Sülüklü Göl’e oldukça yaklaşmıştık, ama girdiğimiz sık koruluk çetin çıktı. Makilik bitki örtüsü ile karışık; boyumuzu biraz aşan genç çamlar arasında yürümek giderek zorlaştı ve bir an geldi ki bu küçük korulukta neredeyse yürüyeceğimiz patikayı bulamaz hale geldik. Yeniden geldiğimiz yöne dönüp rotamızı tekrar tanımladık ve bu kez aradığımız Sülüklü Göl yoluna bir süre sonra ulaştık.
 
Kızlçamlar içinden Sülüklügöl'e yürüyoruz.
(Ocak 2025)

Bir kır çeşmesi; Sülüklü Göl'e doğru...
(Ocak 2025)

Gezgin ve gölet
(Ocak 2025)
 
Bitki örtüsü ile boğuşurken biraz yorulmuştuk, ama yola çıkınca her şey geride kaldı. Zaten bir süre sonra gölün yakınlarındaki kirazlıklar ve içindeki kır evleri görünmeye başladı. Son virajı dönünce Sülüklü Göl bütün güzelliğiyle karşımızdaydı. Su seviyesi oldukça yükselmişti. Gölün içinde birkaç kaz; bazen yüzüp, bazen birkaç kanat çırpıp yeniden suya iniyorlardı. Bizim geldiğimizi görünce, hemen sudan çıkıp yanımıza doğru yanaştılar. Dertleri piknikçilerden alışık oldukları üzere, bizden yiyecek alabilmekti. Bunun için bizim de bir yere konumlanmamız gerekiyordu.
 
Korulukta çıkış arıyoruz.
(MYC; Ocak 2025)

Selamete doğru çıkış...
(MYC; Ocak 2025)

Sülüklü Göl levhası ve göl göründü.
(MYC; Ocak 2025)
 
Sülüklü Göl; sakin ve sesiz...
(Ocak 2025)

Kazlarımız ve Sülüklü Göl
(Ocak 2025)
 
Sülüklü Göl Çeşmesi
(MYC; Ocak 2025)
 
İlerideki kirazlıkta iki köylü kiraz ağaçlarını budamakla meşguldüler. Göl kıyısındaki söğüt ağaçlarının ve hemen yakınlarındaki çeşmenin yanından geçerek karşı kıyıya doğru yürüdük. Uygun bir yere oturup sırt çantalarının içindeki yiyeceklerimizi çıkardık usul usul. Kazlar ve biz yediklerimizi paylaştık sonuç olarak. Karşımızdaki göl manzarası ve sadece kazların suda yarattığı çırpıntı sesleri içinde bir süre dinlendik göl kıyısında. O sırada mantar toplarken karşılaştığımız köylüler de geldi gölün başına. Kazlar onlardan da aldılar nasiplerini. Ayaküstü söyleştik köylülerle; bütün aramalarına rağmen hiç “çintar”a rastlayamamışlar, eli boş dönmüşlerdi mantar seferinden.
 
Spil ve Sülüklü Göl
(Ocak 2025)

Gölde kazların keyfi
(Ocak 2025)

Kazların yemek talebi
(Ocak 2025)

Sülüklü Göl'de sezonun ilk papatyaları
(Ocak 2025)

Kazlar ve Sülüklü Göl
(Ocak 2025)
 
Yemek sonrası göl kıyısında dinlenme anı
(MYC; Ocak 2025)

Sancaklı Çeşmebaşı köylüleriyle sohbet ve göle veda...
(MYC; Ocak 2025)
  
Sülüklü Göl’den Sancaklı Kayadibi’ne…
 
Yaklaşık 45 dakikalık bir göl başı molası sorasında Sülüklü Göl’den vedalaşıp ayrıldık. Koca Çukur Tepesi ile Tuzlanın Tepelerinin kıyısından dolaşarak, aşağıya doğru yönelen bir bayırdan inmeye başladık Kocadere Vadisi’ne doğru. Anıtsal bir karaçam ve iki anıt incir ağacıyla ile temsil edilen bir düzlükte; bir çeşme başında azıcık soluklandık inerken. Kır evleri serpiştirilmişti sanki sırtlara.
 
Sülüklü Göl; dönüşün başlangıcı...
(Ocak 2025)
 
Dönüş yolunda; Sancaklı Köseler'e doğru...
(MYC; Ocak 2025)

Spil'i arkamızda bıraktık.
(MYC; Ocak 2025)

Gösterişli bir karaçam ağacı
(Ocak 2025)

Yolda gördüğümüz iki büyük incir ağacı
(MYC; Ocak 2025)
 
Bu da çınarımız...
(Ocak 2025)
 
Terk edilmiş Sancaklı Köseler köyünün eski evleri sırtlarda Manisalı şehir kaçkınlarına mekân olmuştu burada. Köyün levhası vardı, ama eski köyden bir iz yoktu ortalıkta. Vadiye inen yamaçlardan birinde birkaç kır evi geniş bahçeleriyle dikkat çekiciydi. Yavaş yavaş Kocadere’nin aktığı vadi tabanına doğru alçaldık. Sancaklı Kayadibi’ne bu kez doğu yönünden bir asfalt yolu takip ederek girdik. Köyün girişinde iki katlı ve bakımlı bahçeleriyle dikkat çeken güzel evler vardı. Kocadere’nin ise yukarılarda tanıklık ettiğimiz temizliğinden eser yoktu. Ne kadar pislik kattıysa önüne, Kayadibi’nin hemen altından geçen yatağına doğru sürükleyip getirmişti.
 
Çamlar altında bir kır çeşmesi
(Ocak 2025)

Dağa Kaçtım gezginlerinin çeşme sevdası; biraz ileride...
(MYC; Ocak 2025)
 
Köyü ikiye ayıran asfalttan yürürken birkaç köylü kadın geçti yanımızdan. Akşama doğru ilerleyen bir vakitte asfaltın ilerisinde üç beş çocuk bir lastik topun peşinde koşturuyorlardı. Arabaya ulaştığımızda hava yine sabah ayazına yakın bir kıvama gelmişti sanki. Vadiye akşam çökmek üzereydi. Güneş devrilmişti öteye. Soğuk da olsa açık ve yağmursuz bir havada güzel bir yürüyüş yapmış; derelere ve göllere uğramış, anıt çamlar, incirler ve çınarlarla yarenlik etmiştik dağlarda. Artık İzmir’e dönme zamanıydı. Haydi vira…
 
Sancaklı Kayadibi göründü uzaktan.
(MYC; Ocak 2025)
 
Sancaklı Kayadibi'ne doğru Kocadere'yi bu köprüden geçtik.
(MYC; Ocak 2025)

Dipnotlar:
(1)   Nejdet Bilgi; XX. yüzyılın ilk yarısında Manisa Kazası (1908-1950); Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Trih Ana Bilim Dalı; Ege üni versitesi-1996
(2)  Fotoğraflar, belirtilenler dışında gezi sırasında İ. Fidanoğlu tarafından çekilmiştir.
 
Yazan: İbrahim Fidanoğlu
Düzenleyen: MYC

14 Haziran 2024 Cuma

BAHARDA SPİL DAĞI’NIN ETEKLERİNDE…

SÜLÜKLÜ GÖL’DEN AYVACIK KÖYÜNE…
 
9 Mayıs 2024
İbrahim Fidanoğlu
 
Giriş
 
Yıllar önce (2012’de) Spil Dağı’nın eteklerine dizilmiş Sancaklı Yörüklerinin sıra sıra köylerini geçerek, Sancaklı Çeşmebaşı’nın yukarılarındaki Sülüklü Göl’e, oradan da Ayvacık’a açılan bir boğaza kadar yürümüş, sonra tekrar göle dönmüştük.(1) Bu hafta da Sülüklü Göl’den başlayarak yıllar önce yarım bıraktığımız Ayvacık rotasını gerçekleştirdik. Yaklaşık 9 km kadar uzunluktaki bugünkü rotada oldukça yalçın ve zorlu Ayvacık Boğazı’nı geçerken biraz zorlansak da genel olarak oldukça keyifli bir gün geçirdik. Ayvacık’a doğru yürürken bütün hayalimiz, Mayıs ayında açan Manisa lalelerine tanıklık etmekti. Ama ne yazık ki havaların erken ısınması sonucunda, bu beklentimiz bir bahçede gördüğümüz birkaç lale dışında gerçekleşmedi. Dönüş yolunda Ayvacık’tan Sülüklü Göl’e doğru hareket halindeki bir sürünün başındaki dört köpeğin havlamaları arasında kısa bir telaş yaşamış olsak da, köpekler ve sürüyle kurduğumuz “sözel” iletişimimiz sayesinde sorunsuz bir şekilde Sülüklü Göl’e ulaştık. Gelelim ayrıntılara…
 
Sülüklü Göl'de sabah vakti...
(Mayıs 2024)

Karaçukur Tepesi'nden Sülüklü Göl'e bakış
(MYC; Mayıs 2024)

Dağa Kaçtım gezginleri, Ayvacık yolunda...
(A.Çini; Mayıs 2024)
  
Yürüyüşün Hikâyesi
 
Sabah 10’u biraz geçe Kemalpaşa-Yukarı Kızılca ayrımından son yolcumuzu da aldıktan sonra, Spil’in eteğindeki Çambel köyünden başlayarak Sancaklı Yörüklerinin yerleşimleri olan bir dizi köyü sırayla arkamızda bıraktık. Sülüklü Göl’e 2012’de daha önceki gelişimizde Sancaklı Çeşmebaşı köyüne; bölgedeki en büyük yerleşimlerden Sancaklı Bozköy’ü geçtikten sonra Sancaklı Uzunçınar köyü üzerinden ve yukarıdan ulaşmıştık. Bu kez dalgınlıkla Bozköy’ün çıkışında aşağı yolu takip ederek gidince, vardığımız nokta; yine büyük yerleşimlerden ve eskiden belediyelik olan Karaoğlanlı oldu.
 
Karaoğlanlı Kasabası
(Mayıs 2024)
 
Karaoğlanlı'da; meydanda...
(MYC; Mayıs 2024)
 
Sülüklü Göl'ün kıyısında...
(Mayıs 2024)
 
Karaoğlanlı’da meydandaki bir ulu çınar ağacının altına denk gelen bir çay bahçesinde, adet olduğu üzere; sabah çaylarını içerek başladık güne. Saat 11 civarıydı. Hava nispeten bulutluydu. Hatta bir ara Çobanisa’dan döndükten sonra, Sancaklı Çeşmebaşı yolunda hafif yağmur çiseledi. Neredeyse göle kadar arabayla gitmek mümkün hale gelmişti. Yolun çoğu asfalt veya döşeme taşı ile kaplıydı. Gölün kıyısına ulaştığımızda saat 11.30 civarındaydı. Gölün hemen kıyısında üç kişi ayakta çay içip bir şeyler yiyorlardı. Selamlaştık; onlar da bizi davet ettiler sofralarına. Teşekkür ettik. İçlerinden biri yerel gazeteciymiş; onun anlatımına göre; gideceğimiz yönde kurtlar için foto kapanlar vardı, yol çok sarp ve engebeliydi, hatta yakınlarda bir kişi de bu rotada kaybolmuştu; helikopterler bile aramak için bölgeye gelmişti; bir de bütün bunların üstüne üstlük hiç yağmura gebe bu havada yürünür müydü? Ya yıldırım düşerse ne olacaktı? Bir anda gazeteci arkadaş bizi negatif enerji ile dolduruvermişti durup dururken. Nazikçe gerekli teçhizatımızın ve deneyimimizin olduğunu söyleyerek hemen yanlarından ayrılıverdik. Bu arada belirtelim; gün boyu Sancaklı Çeşmebaşı köyüne yaklaşırken karşılaştığımız hafif yağmuru saymazsak, bir daha tek damla bile yağmur görmedik. İyi ki gazetecinin aklına uyup geri dönmemişiz dedik kendi kendimize.
 
Sülüklü Göl'de; bulutlar altında...
(Mayıs 2024)

Sülüklü Göl'de bir kaz ailesi
(Mayıs 2024)

Ayvacık yolunun başındayız.
(Mayıs 2024)

Sülüklü Göl civarında gelincikler
(Mayıs 2024)

(MYC; Google Earth'de çizilmiştir.)

Sülüklü Göl’de kaz yavruları annelerinin ardından telaşla suya daldılar. Belli ki anne onlara eğitim vermekteydi. Biz ise, kiraz bahçelerinin arasından ilerleyen bir toprak yolu takip ederek, kurtlarla ve bilinmezliklerle yüklü bir coğrafyaya doğru yürümeye başladık. Aştığımız ilk tepeye doğru kızılçamlar, meşeler ve makilikler arasından ilerleyen bir patikadan yürüdük. Çalılar arasında bir kızılçam gövdesine bağlı durumdaki bir foto kapan hemen dikkatimizi çekti. Sülüklü Göl’de karşılaştığımız gazetecinin kurtlar için kurulduğunu söylediği foto kapanlardan biri bu olmalıydı.
 
Sülüklü Göl'den Ayvacık'a doğru; patikalar boyunca...
(MYC; Mayıs 2024)

Sülüklü Göl civarında kiraz bahçeleri
(Mayıs 2024)
 
Karaçukur Tepesi'nden önümüzdeki tepelere doğru bakış
(Mayıs 2024)
 
İndiğimiz tepe; birinden inip diğerine tırmanıyoruz. Şimdi yemyeşil bir düzlükteyiz.
(Mayıs 2024)
 
Sağımızda yükselen kireç taşı kütlede Nurkadın Mağarası'nın girişi vardı.
(Mayıs 2024)
 
İzlediğimiz patika, bir yüksek gerilim hattına paralel bir şekilde önümüzdeki tepelere doğru ilerliyordu. Patika bir süre sonra neredeyse bir yangın yolu genişliğine erişti Aştığımız ilk tepe ise, 792 metre yüksekliğindeki Karaçukur Tepesi idi. Önce yükseldik; sonra iki tepe arasındaki bir düzlüğe doğru alçaldık. Yemyeşil bir çayırı barındıran tepeler arasındaki düzlük bir mera görünümündeydi. Bu düzlüğün batı yönünde yükselen büyük bir kireç taşı kütlenin yükseklerinde haritalarda Nurkadın Mağarası olarak işaretlenmiş bir mağara ağzı bulunmaktaydı. Oldukça yalçın ve sarp kayalığa çıkabilmek bizim için imkânsızdı. Yola devam ettik.
 
Ebegümeci çiçekleri
(Mayıs 2024)

Su düğün çiçekleri
(Mayıs 2024)

Maydanozgillerden orlaya ya da dilkanatanlar
(Mayıs 2024)
 
Adaçayları
(Mayıs 2024)
 
Sarı renkli çiçekleriyle karahindibalar, su düğün çiçekleri, beyaz renkli çiçekleriyle maydanozgillerden (apiaceae) orlaya (ya da dilkanatanlar), mor renkli ebegümeci çiçekleri, bir de lila rengi çiçekleriyle adaçayları (salvia sp.) bu civarda yürürken bitki örtüsünün karşılaştığımız unsurlarıydı. Çınarlarla temsil edilen bir dere yatağını geçtik. Dere yatağında koyu griye çalan renkte kireç taşı döküntüleri her yeri kaplamıştı.
 
Kuru dere yatağında çınarlar vardı.
(Mayıs 2024)

Ayvacık Boğazı'na doğru tırmanıyoruz.
(Mayıs 2024)
 
1000 metre rakıma doğru; bir mola anı...
(Mayıs 2024)
 
Kızılçamlar arasından Turgutlu yönüne bakış
(Mayıs 2024)
 
Önümüzdeki tepeye doğru bir sırtın çevresini dolanarak yeniden enerji hattı çizgisine ulaştık. Bundan sonra yaklaşık 1000 metre yüksekliğindeki önümüzde duran bir tepeye doğru yürüdük. Doğanın gazabına uğramış kızılçam ölüleri kesti önümüzü. Altından ya da üstünden geçtik onların; kimisi bir kapıyı andırıyordu. Giderek rampa dikleşti; nefesler sıklaştı. Neredeyse 1000 metre civarında bir yüksekliğe erişmiştik. Tepeye kadar durmadan yürüdük. Tepeye vardığımızda yüksek gerilim hattının direğinin dibinden arkamızda bıraktığımız Karaçukur Tepesi’ne, Turgutlu Ovası’na ve Sancaklı köylerine doğru baktık. Hayal meyal seçiliyordu ovadaki yerleşimlerin kimi.
 
Orman içinde patikalarda tırmanış anı
(Mayıs 2024)

Ayvacık'a doğru...
(Mayıs 2024)

Kapılardan geçtik; aslında ağaç ölüleriydi.
(Mayıs 2024)

1000 metredeyiz. Son tepeye tırmandık.
(Mayıs 2024)
 
Bulunduğumuz tepeye göre güney yönünde yer alan Meryem Taşı kayalığı ile aramızdaki hırçın vadide akan derenin sesini duyuyorduk. Her yer sık ormanlık bitki örtüsü ile kaplıydı. Bakir bir görüntüsü vardı vadinin. Tepeden Ayvacık köyüne doğru uzanan patikayı ve ardındaki vadiyi görebiliyorduk. Dere yatağına doğru keskin bir şekilde alçalan kayalıklar, bir süre sonra Ayvacık yönünde ılımlı bir eğimle çınarlar altından usul usul akan bir dere yatağına dönüşmekteydi.
 
Meryem Taşı kayalıkları ve sık bitki örtüsüyle dikkat çeken hırçın vadi
(Mayıs 2024)

Ayvacık Vadisi'ne kavuştuk. İşte önümüzdeki patika; en arkada Ayvacık'ın evleri...
(Mayıs 2024)

1000 metreden panoramik bakış; geldiğimiz yol solda; Ayvacık'a gideceğimiz patika ise sağda...
(Mayıs 2024)

 Ayvacık yollarında...
(Mayıs 2024)

Ayvacık düzlüğünde bu ulu çınara rastladık.
(Mayıs 2024)

 Vadiye paralel bir şekilde Ayvacık yönünde alçalan topografyada bir süre zahmetsiz ve şirin bir patikadan yürüdük. Bir ara kızılçamların içinde kaybolan patika, bizi daha sonra bir düzlüğün tam ortasında vakur bir şekilde yükselen muhteşem bir çınar ağacının yanına dek taşıdı. Taban suyundan beslenen ulu ağaç, çevresine kol kanat germiş; upuzun dallarıyla altında soluklanan yolcusuna sıcak yaz günlerinde konforlu bir mekân hazırlığındaydı sanki.
 
Ulu çınar; saygıyı hak ediyor.
(Mayıs 2024)

Karamuklar
(Mayıs 2024)
 
Gezgin, bodur ardıçlar ve karamuk kolonileri  bir arada...
(Mayıs 2024)
 
Ayvacık'a doğru; her yerde ardıçlar...
(Mayıs 2024)
 
Ayvacık yönünde ilerlerken, yemyeşil düzlüklerde bodur ardıçlar ve sapsarı çiçekleriyle karamuk (kadın tuzluğu) kolonileri (berberis sp.) başladı. Sarı ve yeşilin kardeşliği içinde sanki koyun koyuna yatar gibiydiler. Her yerde onlardan vardı çevremizde. Ceviz bahçelerinin yanından geçip, çınarlar altında Spil’den Meryem Taşı kayalıklarına doğru akmakta olan dere yatağına ulaştık. Şırıl şırıl akan suyun sesi hepimize iyi geldi; bir arınma anındaydık sanki çınarların altında. Karatavuklar, ispinozlar ve baştankaraların şakımaları suyun sesine karışıyordu hep birlikte. Uzun bir süre dere yatağındaki kayalara oturup suyun ve doğanın sesini dinledik sessizce. Hiç kalkıp gitmek gelmedi içimizden.
 
Çınarlarla kaplı bir dere yatağındayız.
(Mayıs 2024)
 
Dağa Kaçtım gezginleri, Ayvacık yakınlarında çınar ağaçları ile örtülü bir dere yatağında...
(MYC; Mayıs 2024)

Ayvacık'ta çınarlar altında suyun sesini dinliyoruz.
(Mayıs 2024)

Sarı ve dikenli; işte karamuklar
(Mayıs 2024)
 
Saat 2’ye yaklaşırken Ayvacık’ın girişindeki kilit taşı döşeli yola ulaştık. Geçen yıl da uğradığımız Ayvacık yine ıpıssızdı. Sanki kimsecikler yoktu köyde. Ortalıkta huzur ve sükûnet hâkimdi besbelli ki. Muhtarlığın ve köyün camisinin bulunduğu meydanlığa doğru yürüdük. Aşağıdaki evlerden birinden hafiften müzik sesleri taşıyordu sokağa. Durmadan akmakta olan köyün çeşmesinin yanındaki banklara iliştik usulca. Bu öğle yemeği molasının başladığının işaretiydi bir anlamda.
 
Ayvacık yolunda bodur ardıç
(Mayıs 2024)

Ayvacık köyüne doğru bir cevizliğin ve ardıç ağaçlarının yanından geçtik.
(Mayıs 2024)
 
Karamuk kolonileri
(Mayıs 2024)

Ayvacık köyünün girişindeyiz.
(Mayıs 2024)
 
Yemek molası sonrası caminin altındaki yolu takip ederek köyün girişindeki döşeme yola doğru yürüdük. Yürüyüşe başlarken görmeyi umduğumuz Manisa lalelerinden birkaçını bahçeler arasındaki bir evin avlusunda görebildik ancak. Bir anıt çınar ve söğüt de burada ilgimizi çeken unsurlardan diğerleri idi. Bir süre sonra yoldan ayrılarak, geldiğimiz cevizliğin bu kez yukarısından ilerleyen bir toprak yolu takip ederek, uzaktan gördüğümüz yılkı atlarının bulunduğu bir düzlüğe doğru yeniden yürümeye başladık.

Köy meydanına doğru; muhtarlık ve çeşmenin de bulunduğu çınar altı...
(Mayıs 2024)

Çeşme ve çınar; Ayvacık meydanında...
(Mayıs 2024)

Ayvacık köyünün camii
(MYC; Mayıs 2024)

Yemek molasından sonra yürüdüğümüz yol
(MYC; Mayıs 2024)

Ayvacık köyünde anıt çınar ağacı; doğu çınarı (platanus orientalis), 118 yaşında...
(Mayıs 2024)

Ve o muhteşem söğüt ağacı; bizce o da anıtsal nitelikte...
(Mayıs 2024)

Bir evin bahçesinde gördüğümüz pembe ve sarı laleler
(Mayıs 2024)

Yılkı atları beşerli altılı gruplar halinde dolaşan iki ayrı öbek halindeydiler. Kısrakların yanında birkaç tay da vardı. Aygırlar, bizim yaklaşmamızdan rahatsız olarak kişnediler ve sürüyü daha ileriye doğru sürdüler. Biz de hayvanları daha fazla ürkütmemek için, onları uzaktan seyrederek yanlarından ayrıldık. Kadın aynalarının ve karamukların yanından geçtik; Meryem Taşı’na doğru. Sağ yanımızda derin ve vahşi vadi; önümüzde bizi bekleyen bir tepe; dönüp arkamıza son defa baktık yemyeşil Ayvacık’a doğru…
 
Yılkı atlarından bir grup
(MYC; Mayıs 2024)
 
Ayvacık'ta; dönüş yolunda...
(Mayıs 2024)
 
Ardıç ağacının güzelliği
(Mayıs 2024)
 
Yılkı atları; Ayvacık'ın yemyeşil çayırlarında onlar da mutlu olmalı...
(MYC; Mayıs 2024)

Spil'in yılkı atları; Ayvacık çayırlarında...
(Mayıs 2024)
 
Gelirken aştığımız tepeleri bu kez geçmek oldukça kolay oldu. Sülüklü Göl’e doğru tırmandığımız Karaçukur Tepesi’ni saymazsak hep inişteydik çünkü. Ayvacık’tan beri bizi takip etmekte olan bir keçi sürüsünün başındaki köpeklerin havlamaları ve keçilerin çıngırak sesleri arkamızdan giderek yaklaşıyordu. Sürüdeki 4 köpek tedirginlik yaratsa da, sürüyle “yüksek perde”den kurduğumuz iletişim, zaman zaman sürünün ilerleyişini durdurmaya yetti. Bu sırada arkadan sürünün çobanı yetişti ve son düzlükteki oyalanışları sayesinde tepeyi aşmamızı kolaylaştırdı.
 
Keçi sürüsü, biz yılkı atlarına bakarken yan tarafta otluyorlardı. Sonra peşimize takıldılar. O kadar hızlı iniyorlardı ki; köpeklerle beraber...
(MYC; Mayıs 2024)
 
Dönüş yolunda keçi sürüsüyle iletişimin fotoğrafıdır. Sesimizle sürüyü durduruyoruz. Keçiler durunca, köpekler de duruyor doğal olarak.
(MYC; Mayıs 2024)
  
Gelirken yanına uğradığımız çınar ağacının bu kez  biraz uzağından geçtik.
(Mayıs 2024)

Meryem Taşı kayalıkları
(Mayıs 2024)
 
Spil'in kadın aynaları
(Mayıs 2024)
 
 
Sülüklü Göl'e doğru inişte...
(MYC; Mayıs 2024)
 
Sülüklü Göl’e yaklaşmıştık. Göle doğru ilerlediğimiz yolun kıyındaki bir kiraz bahçesinin çitleri arasından sıyrılıp gelen üç köpek yavrusu önümüze düşüverdi. Ne oyunbazdılar; ama çok açtılar. Yanımızdaki son yiyecekler de onlara nasip oldu bu şekilde. Gölün kıyısına vardığımızda, suda bıraktığımız kaz ailesi yine gölde yüzmekteydiler. Gölün üstü baharla birlikte hayat bulan bembeyaz babaçelerle kaplıydı. Bir süre göl kıyısında bu güzelliğin ve huzurun tadını çıkardık. Köpekler çevremizde oynaşıp duruyor; hem korkup kaçıyor, hem de yanımıza doğru yanaşıp acaba başka yiyecek var mıdır diye bizi yokluyorlardı. Ama her şeyin sonundaydık artık; yiyeceklerin de, günün de… Şimdi İzmir’e doğru yola çıkmanın zamanıydı artık.
 
Yeniden Sülüklü Göl'de; su yüzeyinde hayat bulmuş babaçeler ve kazlar...
(Mayıs 2024)

Sülüklü Göl'e yaklaşırken bizi onlar karşıladı. Karınları açtı. Yanımızda son kalanları onlara verdik.
(Mayıs 2024)

Sülüklü Göl'de akşam sefası
(Mayıs 2024)

Sülüklü Göl'de günü noktalarken...
(Mayıs 2024)
 
Sülüklü Göl'den ayrılırken yolda rastladık yaban güllerine (rosa canina'lar)...
(MYC; Mayıs 2024)
 
Gölün yanından ayrıldıktan sonra, dönüşte bu kez Spil’in eteklerinden ilerleyen bahçeler arasındaki üst yolu kullandık. Önce Sancaklı Uzunçınar üzerinden Sancaklı Bozköy’e; meydanda verdiğimiz bir çay molası sonrasında da Çambel yönüne doğru hareket ettik.

Dipnotlar:
(1)     Sancaklı Çeşmebaşı-Sülüklü Göl yürüyüşü için bkz. https://dagakactim.blogspot.com/2012/04/sancakli-cesmebasi-spil-suluklugol.html
(2)    Fotoğraflar, belirtilenler dışında İ. Fidanoğlu tarafından çekilmiştir.
 
Yazan: İbrahim Fidanoğlu
Düzenleyen: MYC