16 Ocak 2014 Perşembe

KAYNAKLAR-ÇOCUKTUMARI MEVKİİ-NİF ZİRVE ALTI YÜRÜYÜŞÜ




9 Ocak 2014
İbrahim Fidanoğlu

Bugün İzmir’in tarihi su kaynaklarından biri olan Karapınar’ın civarında; Arap Deresi’nden Nif Dağı’na uzanan bir rota üzerinde; Kaynaklar’ın arka dünyasında dolaştık. Amacımız; 2 yıl önce Porta Kapı’dan geçerek ulaştığımız Arap Deresi kıyısınca yaptığımız yürüyüşü, bu kez Nif zirvesine taşımaktı. Ancak; güne biraz geç başlamamız nedeniyle yürüyüşümüz Nif’in zirvesinden yaklaşık 100 metre kadar aşağısında bulunan bir düzlükte; tüm çevreye ve Spil’e kadar uzanan bir görüş açısına sahip Çocuktumarı Mevkii’nde son buldu. Çıkışta ve iniş sırasında orman yollarından sapıp sırtlara vurarak yolu kısaltma gayretlerimiz, bazen hüsranla sonuçlansa da akşam 5 civarında ve alaca karanlıkta yolumuzu doğrultup Porta Kapı’ya ulaştık.


(Google Earth'de çizilmiştir. by MYC)

 Gökdere Vadisi'nin üstünden sisin perdelediği İzmir Körfezi'ne bakış

İki yıl önceki yürüyüşümüz sırasında Arapderesi’nin yatağı, yine bu aylarda olmakla birlikte bayağı su barındırmaktaydı. Ama bu kez genel olarak tüm yurtta yaşadığımız kuraklık nedeniyle, derede neredeyse hiç su yoktu. İZSU’nun özellikle Nif Dağı’nın kaynaklarına son yıllarda vurduğu gemler nedeniyle, Kemalpaşa derelerinin çoğu akmaz hala geldi. Bu iyi niyetli çalışmaların tümü, İzmir’i kurak mevsimlerde susuz bırakmamak adına olumlu gibi görünse de, bunların tümü toplamda; doğanın dengesini hayvan ve bitki yaşamı açısından ne şekilde etkiliyor; bunu da etraflı bir şekilde değerlendirmek gerekiyor. Yoksa bu durum doğada telafisi mümkün olmayan izler bırakacak.

 Ekip bu kez takviyeli; Nif yolundayız şimdi.

Tarihte İzmir’i besleyen önemli su kaynaklarını barındıran Nif Dağı’nın eteklerinde yer alan Kaynaklar’ın adı da buradan geliyor. Karapınar ve Halkapınar bu kaynaklardan en önemlileri… Son yüzyıllık tüketim temposu içinde bu kaynaklar, şehri beslemek açısından artık devre dışı kalmış durumda. 19.yy.da Alman Arkeolog Weber’in yaptığı araştırmalarda önemli yer bulan Karapınar ve Arap Deresi, artık bazen akan cılız bir dereye dönmüş durumda.(1)

Kızılçamların arasından vadilere doğru bakarken

Gezgin sırtta zorlanıyor; ama alışacak 

Kaynaklar ise; son yıllarda moda olan kır düğünü mekânları ve kahvaltı salonlarıyla öne çıksa da; Buca’nın hemen arka dünyasında yer alan bu cennet köşe, ne yazık ki üstüne gelen bu ağır yükü taşımakta zorlanıyor.

 Nif'e doğru sırtı tırmanarak ulaştığımız yangın yolunda gezginler tırmanışta

 Nif eteklerinde erken gelen bahar mı?

Sırtı tırmanırken Aynalı Kaya ismini verdiğimiz kireç taşı kayalık kütle

İki yıl önceki yürüyüş parkurumuzun bir kısmını bu kez arabayla geçtik. Arap Deresi’ni Gökdere ( eski ismi zaten Arap Deresi idi) Köyü yönünde atlayan toprak yolu ve dere boyunca devam eden istinat duvarını da arkamızda bıraktıktan sonra, Vişneli Köyü yönünde yukarı dönen orman yolu sapağında arabayı uygun bir yere bırakarak yürümeye başladık.

 Çocuktumarı Mevkii'ne doğru bir kısa soluklanma

Sıra sıra çiğdemler

Çınarcık yönüne inen yol

İki yıl önce yemek molası verdiğimiz çınarlar altındaki düzlüğe geldiğimizde oradaki dere yatağında da su olmadığını gördük. Gökdere yönüne dönen toprak yol, diğer yandan Nif’in eteklerini Batı yönünde yalayarak dönen bir rotayı izliyordu. Uzun bir süre yüksek basıncın etkisiyle şehrin üstüne çökmüş sisin ardındaki körfezin izlerini solumuzda bırakarak yola devam ettik. Yürüyüş öncesi rota çalışması sırasında tespit ettiğimiz patikadan, Nif Dağı yönünde yükselen küçük bir sırta doğru tırmandık. Mesafe kısa olmakla birlikte, eğim oldukça dikti ve bizi biraz zorladı. Sırtı tırmandığımızda önümüze Nif Dağı’na doğru kıvrılan bir orman yolu çıktı.

 Çocuktumarı Mevkii'ne doğru ilerleyen yol

Çocuktumarı Mevkii


Yol nispeten daha konforluydu. Biraz ileride Nif Dağı’nın zirvesi; arkamızda Ortaçağ’ın bölgedeki önemli dini merkezi Lembos Manastırı’nın bulunduğu Kurutepe ve önümüzde Çocuktumarı Mevkii olarak adlandırılan düzlük alan uzanıyordu. Sol yanımızda Kemalpaşa’ya bağlı Tahtacı Köyü Çınarcık’a gittiğini düşündüğümüz bir yol ayrımına geldik; biz kızılçamlardan karaçamlara geçişi temsil eden bir başka yoldan düzlüğe doğru devam ettik.

 Yaşlı karaçamlardan biri

 Çocuktumarı Mevkii

Karaçamlar, genellikle 1000 metreden sonra görünüyorlar. Bu da bizim 1000 metrenin üzerinde seyrettiğimizi gösteriyor. Karaçamların içinde anıt ağaç diyebileceğimiz nitelikte yaşlı, yumurtaya benzer, tepe yapmış seçkin örnekleri de var. Kızılçamlara göre daha yükseklerde ve daha serin yerlerde hüküm sürüyor karaçamlar… Denizli Beyağaç ilçesi sınırları içinde yer alan ve tepede bir eren mezarının da bulunduğu Kartal Gölü yakınlarında yaklaşık 1000 yaşında bu anıt karaçamların en seçkin örneklerine rastlamak mümkün.

 Gözetleme noktası mı?

Karaçamlara yakın bir noktada; düzgün şekilli, yosun kaplı kaya parçalarıyla çevrili bir alan dikkatimizi çekiyor. Aşağıdaki vadi geçişlerini kontrol eden bir gözetleme noktası mıydı acaba diye aklımızdan geçiyor? Fotoğraflayıp tepeye doğru tırmanıyoruz. 

 İlerde Nif Dağı'nın zirvesi

Çocuktumarı Mevkii'nden Nif'in zirvesine bakış


Artık Çocuktumarı Mevkii’ndeyiz. Sağ altımızda biraz önce bizim rotadan sağa doğru ayrılan toprak yol ve hemen ötesinde ise Nif Dağı’nın zirvesinin yükseldiği yamaçlara saçılmış kireç taşı kütleler seçiliyor. Altımızda devam eden yol, aşağıdaki vadilere doğru iniyor. Karşıda Nif zirvesinin altında yer alan tepe, tam ortasından yarılarak Nif’e doğru bir yol açılmış. Bu yola devam edersek, bizi Nif’in zirvesine götürür. Ancak; kısıtlı zaman nedeniyle, yemek molasını bu düzlükte vermeye karar veriyoruz.

 İnişte; yangın yolunu takip ediyoruz

İnişte rastladığımız sıra sıra kızılçamlar

 İniş yolu

Gezginler inişte

Yaklaşık 1 saatlik bir moladan sonra yeniden yola koyuluyoruz. Bu kez, tırmanış sırasında sırta vurarak ayrıldığımız dağın eteklerini dönen yola, Çocuktumarı Mevkii’nden inen yangın yolu aracılığıyla ulaşmayı deneyeceğiz.

 Gezgin yönünü arıyor!

Motokros patikası başladı.

Bir süre sorunsuz bir yürüyüş gerçekleşiyor. Ancak yükseltinin giderek Kavaklıdere yönünde alçalması ve yolun rotasının o yöne doğru dönmesi bizi kızılçamlarla kaplı ormanlık bir sırta yönlendiriyor. Aşağıda seçilen şose bizi sevindirse de; biraz ilerde bu yol da kesim alanları içinde eriyip gidiyor. Yolun bittiği noktada başlayan ve motosiklet izleriyle kaplı düzgün patika bizi yeniden kızılçamlarla kaplı sık bir ormanın içine yönlendiriyor.

 Orman içinde ilerleyen o patika

Orman içinde kıvrılıp giden bu muntazam patika, yakınlarda bir motokros rallisi için kullanılmış olmalı. Tekerlek izleri rahatlıkla takip edilebiliyor. Büyük bir konfor içinde orman içinde devam eden yürüyüşümüz, aniden bir yar başında son buluyor. Ne macera değil mi?

 Orman içindeki patikanın ulşatırdığı dev kayaların altından geçiyoruz; İnziva yeri gibi ıssız ve korunaklı...

 Patikadan yar başına gidiyoruz.

Haydi bakalım; yeni bir rota daha bulmalıyız şimdi. Bir gemi pruvası gibi derin vadiye uzanan kireç taşından yar başına ilerlediğimizde, sol yanımıza düşen istikamette, aşağıya; dere yatağına doğru inen bir yol görüyoruz. Karanlık baskısı yaklaşmakta; hemen sırttan aşağı doğru yola seğirtiyoruz. Yamacı, makilikler ve kızılçamlar arasından geçerek, bir anda sırtın alçaldığı bir noktada yola kavuşuyoruz.

 İlginç şekilli kireç taşı kayalıklar


Porta’ya doğru ilerleyişimiz; çıkış yolu arayışları sırasında bizden ayrılan ekibin diğer yarısıyla Porta yakınlarında buluşmamız, neredeyse akşam karanlığında gerçekleşiyor. Kaynaklar’ın girişindeki çeşme doya doya içtiğimiz suyuyla yine hatıramızda. Ekip, yorgun; günün hakkını vermiş, bütün negatif elektriği dağlarda bırakmış bir halde Kaynaklar’da bir yorgunluk çayının hayalini görmekte. Kuzine ateşinde içilen yorgunluk çaylarının keyfine diyecek yok, ama vakit tamam, şehir bizi bekler; şimdi gitme zamanı. Bir başka yürüyüş gününün düşüyle birlikte…

Dipnotlar:
(1)   İzmir’in tarihi su kaynakları ile ilgili olarak bkz. http://dagakactim.blogspot.com/2011/11/kaynaklar-porta-kapi-karapinar-nif-onu.html 


Yazan ve fotoğraflayan: İbrahim Fidanoğlu
Düzenleyen: M.YC








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder