20 Ağustos 2012 Pazartesi

BİR BALKAN YOLCULUĞU (BÖLÜM -1a)


MAKEDONYA

1.Kısım
İbrahim Fidanoğlu

1-8 Temmuz 2012
Giriş

Kavurucu sıcakların bir karabasan gibi üstümüze çöktüğü Temmuz ayının ilk haftasında rotamızı Balkanlar’a çevirdik. Kişisel tarihimizin köklerinin de bulunduğu bu topraklar, ne zamandır ilgi alanımız içindeydi. İstanbul’dan havalanan uçağımız yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk sonrası, Makedonya’nın başkenti Üsküp’ün Türk firması TAV tarafından yakın zamanda tamamlanan modern görünümü ile dikkat çeken Büyük İskender Havaalanı’na indi. Atmosferik göstergeler, ülkemizden farklı değildi ve bu durum gezi boyunca  bu şekilde devam etti. Her şeye rağmen yeni coğrafyalar görmeye odaklanmış ve bunun heyecanını yaşayan bizler için bu bir engel değildi.

Balık mı, Kurbağa mı? Makedon mu, Bulgar mı? Yoksa Yunan mıydık yahu? – Üsküp Makedonya Caddesi heykellerinden biri için…

Dağlar ve arasında uzanıp giden derin vadilerle kaplı Balkanlar’ın o müthiş coğrafyası, Üsküp’ten başlayarak daha içerilere ve en sonunda Adriyatik kıyılarına kadar devam eden otobüs yolculuklarımız boyunca hepimizi büyüledi. Dağlık topoğrafyası, buna paralel zengin su kaynakları ile beslenen topraklarının üstünde biten ormanlıklar, Balkanlar coğrafyasında ilk gözümüze çarpan tipik unsurlar oldu. Engebeli arazi yapısının toplumsal hayata etkileri olarak değerlendirilebilecek mikro coğrafyalardaki etnik ve kültürel çeşitlilikler, bazen tarih boyunca bu toprakları hiç terk etmeyen insanlık dramlarının, bazen de halkların kültürel zenginliklerinin kaynağı oldu. Bu bir haftalık kısa sayılabilecek Balkan Yolculuğu’nda hep bu dramatik yapıların ve çeşitliliklerin izlerini sürdük.

Vodno Dağı’ndan Üsküp’e bakış

İsmini arayan ülke; Makedonya

Makedonya, aslında Osmanlı’da tek bir isimle anılan ve bugünkü Bulgaristan, Makedonya ve Yunanistan arasında bölüşülmüş coğrafik bir bölgeyi tanımlar. Devlet olarak Makedonya ise, bugün için Dünya kamuoyu nezdinde ismini tescil ettirememiş; tarihsel arka planındaki karmaşık öykülerin etkisi altında; Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Arnavutluk arasında sıkışıp kalmış; bir anlamda Yugoslavya’nın çöküş süreci sonrasında yeniden bir ulus yaratma mücadelesini sürdüren 2 milyon nüfuslu küçücük bir ülke olarak öne çıkmaktadır.

Makedonlar, hemen hemen Bulgarlar ile aynı dili konuşuyorlar. Özellikle 19.yy.da Osmanlı İmparatorluğu’na karşı sürdürülen ulusal ayaklanmalarda öne çıkan birçok komitacı lider, her iki ülkenin kendi tarihlerinde ortak milli kahramanlar olarak tanınıyor. Bu bile, iki ülkenin tarihsel ve kültürel hayatının ne kadar birbirinin içine geçtiğinin basit bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Üsküp Kalesi

Yunanistan’la; Büyük İskender’e dayandırılan tarihsel geçmişleri nedeniyle ülkenin ismi üzerinden sürdürülen büyük bir çekişme var. Şu anda bile ülkenin ismi BM’de ancak “Eski Yugoslavya Cumhuriyeti’nin Makedonya’sı” olarak kabul görebiliyor. Çünkü Yunanistan, kendi coğrafi sınırları içinde yer alan ve Makedonya ismi ile bilinen bir idari bölgeye sahip olması nedeniyle, böyle bir ülke isminin kendi toprakları üzerinde hak iddiası anlamına geleceğini ileri sürerek bu ismi Makedonya’nın da doğrudan kullanmasına izin vermiyor. Ayrıca; Yunanistan, Büyük İskender’in de bugünkü Makedonya Cumhuriyeti ile bir ilgisinin bulunmadığını ve onun; Yunan ve İlkçağ’da Hellenistik Dönem diye anılan önemli bir periyodun da başlatıcısı olduğunu vurguluyor.