27 Nisan 2012 Cuma

SANCAKLI ÇEŞMEBAŞI – SPİL SÜLÜKLÜGÖL YÜRÜYÜŞÜ


27 Nisan 2012
Aybey Çini
Bu günkü yürüyüş rotamızı Sancaklı Çeşmebaşı - Sülüklügöl olarak belirledikten sonra, sabah saat 8'de Bornova’dan hareket ederek Spil Dağı’nın güney eteklerinde yer alan Çambel köyüne vardık. Köy, ağırlıklı olarak hayvancılık ve arıcılıkla geçimini sürdürüyor. Köyde meşhur Çambel balını titiz üretimleriyle öne çıkaran bu işin sevdalıları var. Köy girişindeki bir sekide yer alan kahvehanede kahvaltımızı iştahla yaparken; peşi sıra gelen çaylar, bir hafta sonra tekrar bir beraberliği oluşturmanın heyecanını artırıyordu. Karşı yakada heybetiyle bize selam duran Mahmut Dağı’na göz kırpıp; Sancaklı Yörüklerinin yaşadığı Spil Dağı’nın güney yamacına bir gerdanlık gibi dizilmiş Sancaklı köylerini teker teker ardımızda bırakarak Sancaklı Çeşmebaşı köyüne ulaştık.


Yürüyüş rotası 15km
(Google Earth'de çizilmiştir. by MYC)

Sancaklı Yörükleri; Manisa ve çevresindeki bu köylere 1844-1845 yıllarında yerleştirilmiş. Bu yıllara ait temettüat defterlerindeki kayıtlara göre; Saruhan Sancağı’nın Manisa ve Nif (bugünkü Kemalpaşa) kazalarında yerleştirilen aşiretler arasında Sancaklı aşireti mensupları da yer alıyor. Sancaklı Yörüklerinin yerleştirildiği bu köyler şunlar: Sancaklı Bozköy, Sancaklı Budak, Sancaklı Çeşmebaşı, Sancaklı İğdecik, Sancaklı Kayadibi, Sancaklı Köseler, Sancaklı Tepeköy ve Sancaklı Uzunçınar. Nif kazasında Sancaklı aşiretinin yerleştirildiği yerler ise; Nif, Ansızca, Kızılca, Ören ve Ulucak olarak veriliyor. (kaynak: Nejdet Bilgi; XX. yüzyılın ilk yarısında Manisa Kazası).

Sancaklı Çeşmebaşı

(Haritayı farenin sol tuşuyla tutup gezebilir veya sağ üst köşedeki "Earth" düğmesini tıkladıktan sonra farenin tekerleğine basıp döndürerek yükseltileri görebilirsiniz.) 


Biz başlangıç noktamız olan Çeşmebaşı’nda aracımızı güvenli bir yere bırakıp, Sülüklügöl yönünde yol almaya başladık. Etrafta bahçe düzenlemesi yapılmış, yeni hasat dönemini heyecanla bekleyen kiraz ağaçlarını görünce iştahımız kabardı. Bahar ayının bütün coşkusu ayağımızın değdiği, gözümüzün görebildiği bütün çevrede fazlasıyla hissediliyordu. Böyle bir zamanda bu güzergâhı tercih etmemiz, bütün ekibi mutlu kıldı.

Çeşme

Yol boyu karşımıza çıkan çeşmelerden serinleyip sıcağın etkisini azalttık. Yaklaşık 1,5 saatlik bir yürüyüş sonunda Sülüklügöl’e vardık. Yaklaşık olarak 20 dönümlük bir alanı kaplayan bir daire şeklindeki göl oldukça hoş bir manzara çiziyordu. Bol miktarda kurbağa ve küçük balıkları yüzeyde gözlemledik. Gölde iri sazan balıkları olduğunu biz oradayken balık avlayan çevredeki gençlerden öğrendik.

Ayvacık yolundan Sülüklügöl 

Göldeki eşsiz manzaranın keyfi kursağımızda kaldı dersek yalan olmaz. Çünkü yakın zamanda göl civarına gelen piknikçilerden kalma her türlü atık, olduğu gibi orada bırakılmıştı. Rüzgârın savurduğu kâğıt mendiller makiler üzerinde açan kirlilik çiçekleri gibiydiler. Göle umarsızsa savrulmuş bir plastik tabağın üzerine çıkmış kurbağa bu insanlara inat, yaşama tutunacaklarını anlatmak istercesine anlayan gözlere bir mesaj veriyordu. Gönlümüz elvermedi; bir süre durduk ve toplayabilir miyiz diye düşündük. Atıklar, o kadar çoktu ki; bir küme yapıp yakmaya karar verdik. Hiç olmazsa yeni gelenlere edinilmiş davranış imkânı bırakmak istemedik. Bu süre 15-20 dakikamızı aldı. Ateşi kontrol altına alıp sönmüş olduğundan iyice emin olduktan sonra göl kıyısından ayrıldık. Biraz ilerde başka bir yığın tekrar önümüze çıktı.

Bu şartlarda insanın mücadele azmi kırılıyor. Dağa kaçmak anlamını yitiriyor. Her şeyi sorguluyoruz, sinirlerimiz alt üst oluyor. Etrafta gördüğünüz herkes sizin için potansiyel bir aday oluyor. Anlamlı gözlerle “neden, neden” diye sessizce bağırmak geliyor içimizden. Orada yaşayan çevre köylülere sorsanız, gelen piknikçileri işaret edecekler. Ama biz daha kötüsünü gördük, çevre bahçelerden göle fırlatılmış boş zirai ilaç şişeleri bu kirlilikte en tehlikeli olanıydılar.

Sülüklügöl

Amacımız Sülüklügöl’den dağın ardında konumlanmış Ayvacık köyüne doğru yürümekti. Mola yerine kadar yaklaşık yarım saatlik bir dik çıkış neticesinde insan yerleşiminden uzakta mera benzeri, kireç taşı kayalıklarının ve Spil Dağı’nın iyice eteğinde bir yerde mola verdik. Buraya kadar olan mesafe yaklaşık 7 kilometre, yükseklik ise 695 metre idi. Karşımızda duran çok kısa, fakat oldukça dik bir yokuş Ayvacık köyüne giden yoldu. Biz burada konaklamayı daha uygun bulduk. Yemeklerimize uzaklardan gelen guguk kuşunun düzenli yankıları ve kayalıkların tepelerinde uçan alıcı kuşların sesleri eşlik etti. Mola yerinde her zamankinden daha fazla kalarak zamanın ve doğanın tadını çıkardık ve iyice dinlendik.

Mola yeri

Dönüş yolunda sürekli iniş, yürüyüş temposunun sarsılmasına izin vermedi. Toplamda yaklaşık 15 km.lik bir yürüyüş sonrası Çeşmebaşı köyüne yaklaşırken; bir yürüyüşü daha bitirmenin mutluluğu ve yeni yerler görmenin heyecanı içerisinde bilgi dağarcığımızı ve bilincimizi pozitif enerjiyle doldurmanın keyfiyle bu haftaki yürüyüşümüzü de sonlandırdık.

Yazan: Aybey Çini
Düzenleyen: MYC


Daha fazla fotoğraf için tıklayınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder